Hesabınız yok mu?
Uye Girisi
SERTAB'LA "CİKLEŞMEK" (CİK CİKİ CİK CİK) -3.BÖLÜM
Yazar Yavuz Hakan Tok    Cuma, 23 Temmuz 2010 15:33    PDF Yazdır E-posta

YAVUZ HAKAN TOK...Albüm ardı ardına iki eğlenceli şarkıyla devam ediyor: “Avare” ve “İstanbul”. İkisi de çok bugüne ait, bugünün dilinde yazılmış, kelimenin tam anlamıyla “genç işi” şarkılar. Hatta parmak hesabıyla da Sertab’dan daha genç birçok şarkıcının yazdığı ve söylediği şarkılardan çok daha genç olmuş her ikisi de. “Avare”nin müziğine Sertab ve Demir birlikte imza atarken, şarkının sözleri Sertab ve Günay Çoban ortak çalışması. Yazdığı her şarkıda farklılık yaratan ve bu anlamda söz yazarı olarak bence ayrı bir yerde duran Günay Çoban, sanırım ilk kez bir Sertab şarkısına imza atıyor.

“İstanbul” ise söz ve müziği Ersel Ağırlı’ya ait bir şarkı. Şarkı yazan, şarkı söyleyen, reklam yazarlığı ve oyunculuk da yapan Ersel Serdarlı, birçok tiyatro oyununun da müziklerini yapmış bir müzisyen. Daha önce Ferhat Göçer, Abidin ve Sarp’ın albümlerinde besteleri yer almış. “İstanbul”un, bestecisinin sesinden orijinal versiyonunu da Ersel Serdarlı’nın  http://www.reverbnation.com/erselserdarli adresindeki sayfasından dinleyebilmek mümkün.

SERTAB ERENER“İstanbul”un Sertab versiyonunda zeki ve esprili şarkı sözleri kadar, ud ve zilin oryantal atışması, şahane vokaller, muzır gitar “riff’i ve “Katibim”e şöyle bir dokunup geçen ara nağme, şarkının eğlencesini artırıyor. Ersel Serdarlı’nın adının yakın gelecekte şarkıcı olarak değil belki ama, besteci olarak daha çok dikkat çekeceğini düşünüyorum. En azından bu şarkı bunu vadediyor.

“Avare” ve “İstanbul”un tazeliği ve yaratıcılığı, yine bir Soner Sarıkabadayı bestesi olan “Ego”yla devam edecek sanıyorsunuz; çünkü bestecisi kadar şarkının adı da iddialı gözüküyor. Ne ki benim albümde en az sevdiğim şarkı “Ego” oldu. Hem Sertab’ın söyleyiş biçimi, muhtemelen şarkının havasına uysun diye kafa sesiyle yaptığı teatral oyunlar, hem de şarkı sözlerinin didaktik tavrı, “Ego”yu albümün bütünü içerisinde, bir kambur, bir fazlalık gibi hissetmeme neden oldu.

Albümün onbirinci şarkısı, daha önce “single” olarak yayınlanan “Bu Böyle”nin orijinal versiyonu. Onun kan kardeşi “Açık Adres” de, akustik versiyonu ile konulmuş albüme. Bu ikisinin arasında ise ikisini birbirine çok ama çok güzel bağlayan bir küçük şaheser var: “Ayrılık ve Biz”. Söz ve müziği Sibel Algan’a ait bu şarkıyı Sertab tek bir gitar eşliğinde söylemiş ve harikalar yaratmış. Bu, benim diyen şarkıcının kolay kolay cesaret edeceği bir şey değil. Sertab, albümün akışı içerisinde bir sürpriz gibi, sessiz sedasız, gürültüsüz patırtısız çıkıp gelen bu çok basit ama çok da vurucu şarkının hakkını sonuna kadar veriyor.

SERTAB ERENER“Ayrılık ve Biz”in bestecisi Sibel Algan ilk olarak, Sezen Aksu’nun “Yürüyorum Düş Bahçelerinde” albümünün birkaç yeni şarkısından biri olan “Pardon”la adını duyurmuştu. Sadece bu iki şarkıya bakarak bile, Ersel Ağırlı için söylediklerimi Sibel Algan için de yineleyebilmem mümkün.

Albüm, “Koparılan Çiçekler”in dört farklı “remix”i ile tamamlanıyor. Ben çok sevmem; ama sevenler için “remix”ler şahanedir mutlaka. Yine de böylesi bir şarkıda dans “mood”una girmek, şarkıya haksızlık etmek gibi geliyor bana.

Dinleyeni başından sonuna dek kesintisiz memnun eden çok az albüm dinledik uzun zamandan bu yana. Sadece bunun için bile baş tacı edilmeli bence “Rengarenk”. Günahıyla sevabıyla Sertab Erener Türk popunun her yaptığı koşulsuz şartsız takip edilecek isimlerinden biridir artık ve bu albümle son noktayı da koymuş, çıtasını kendi elleriyle erişilmesi zor bir biçimde yükseltmiştir. Tabi bu albümde onunla birlikte emek harcayan ve kartonette adı geçen herkes de aynı ölçüde alkışı hak ediyor.

Buraya kadar her şey iyi güzel de, sanırım tam da burada küçük ama aslında büyük bir ayrıntıyı altını çize çize vurgulamak lazım. Şöyle ki; malum, bir çok irili ufaklı müzik markette aslında daha ucuza satılabiliyorken, D&R’larda albümlerin büyük çoğunluğu 14,90 TL ve 15,90 TL etiketiyle raflara çıkıyor. Maaşı 1.500-2.000 TL olan orta halli bir devlet memuru, müziğe çok meraklı olsa ve ayda 10 albüm satın almaya kalksa, aşağı yukarı maaşının %10’u gibi onun için hiç de küçümsenmeyecek bir parayı gözden çıkarmak zorunda. Bu işin başka boyutu. Biz yine de kabul edelim ve veren veriyor o parayı da diyelim. Ama…

SERTAB ERENER“Ama”sı şu; her şeye rağmen hala albüm satın almakta direnen, hatta bunun için şartlarını zorlayan müzikseverlere artık fazladan bir “kıyak”, bir “güzellik” yapmak gerekmez mi sizce de? Yani bir tekli kapak ve basit bir “insert” kitapçıktan mı ibaret olmalı albümün ambalajı? Biraz daha özenli, gösterişli, hatta sürprizli kutuları, şık ambalajları hak etmiyor mu özellikle böylesi önemli albümler ve onları satın alanlar? Internetten indirmekle, albüm satın almak arasında bir cazibe farkı yaratmak, akıl etmesi çok mu zor bir pazarlama taktiğidir? Maliyet çok mu yükselir? Mesela süper bir star söylesin diye, manasız bir besteciden alınan mana yoksulu şarkılara ödenen paralardan daha mı fazladır böylesi kartonetlerin maliyeti? Öyle ise şayet; söyleyin, biz de bilelim.

Sertab’ı son günlerin popüler sosyal mecrası Twitter’dan takip ediyorum şimdilerde. Fazla da yazmıyor aslına bakarsanız. İşte, “albümüm çıktı”, “şurada burada konserim var”, “abim Nil’le evlendi”, gibi malumun ilanı şeyler, belki övgülere birkaç geçiştiren teşekkür, yergilere ya da eleştirilere ise sonuna kadar sessiz kalma şeklinde bir duruşu var Sertab’ın Twitter’da.

“Rengarenk”in ne kadar şahane olduğunun mutlaka farkında ve muhtemelen resmi, gayri resmi bütün müzik yazarlarının ağız birliği etmişçesine albümünden övgüyle söz etmesinden dolayı da ayakları yerden kesilmiş durumda. Ama o, ismi lazım değil diğer ünlüler gibi her yazılanı ortalığa saçmıyor ya da en azından mutluluğunu bizimle (nam-ı diğer; “follower”larıyla) paylaşmıyor, sanki özenle bundan kaçınıyor. Dolayısıyla da Sertab sevenlerin onunla “cikleşmek”* şansı pek yok. E müzik piyasasındaki bu kadar kıdemine, bu kadar güngörmüşlüğüne karşın, bu kadarcık da “cool” duruşu olsun artık.

Zaten bazı ünlüleri takip etmek, tıpkı onlarla tanışmak gibi, büyük hayal kırıklıklarına uğramamıza neden oluyor. Çoğu zaman “seni uzaktan sevmek, aşkların en güzeli”ne hak veresimiz geliyor. Evet sosyal mecralarda boy göstermek mutlaka gereklidir, en azından çağın gereğidir artık ama Sertab’ın bu “cool” duruşu da aslında bir çok bugünün starcığına örnek teşkil etmelidir. Çünkü davulun sesi her zaman “uzaktan hoş gelir”.

SERTAB ERENERDoksanlarda coşan, taşan ama bir yandan da gitgide bayağılaşan popüler müziğin, ikibinlerde yolunu bulduğunu ve özellikle ikibinlerin ikinci yarısından sonra müzik piyasasında artık iyi işlerin de prim yaptığını, hem satıp hem de dinlendiğini yazacak sanırım ileride müzik tarihçileri. “Rengarenk” de bu savın ispatlarından biri olarak müzik tarihine geçecek. Hatta şimdiden geçti bile. Peki ben bu yazının sonuna da Sertab beni arasın diye, telefon numaramı yazacak mıyım? Tabii ki hayır. Ya ne mi yapacağım? Sertab’a telefon numaramı Twitter’den DM (direct message) ile göndereceğim. Merak etmeyin, ararsa önce mutlaka size söylerim.

(*) Cikleşmek: O mu buldu bilmiyorum ama, ben bu tabiri ilk kez Twitter’da Şehrazat’tan duydum. Malum, “Twitter”ın İngilizce sözlük anlamı “cıvıldamak” demek. Şehrazat da Twitter’daki karşılıklı konuşmaları “cikleşmek” olarak tabir ediyordu. E Sertab’ın albümünün de “cik ciki cik cik” diye başladığını duyunca ilk aklıma gelen bu oldu. Bu vesileyle Şehrazat’ın da kulaklarını çınlatır, saygı selamımızı eksik etmeyiz. Kendisi Twitter’de en şahane “cikleşen”lerden biridir, takip etmenizi tavsiye ederim. 

BİTTİ

 YAVUZ HAKAN TOK, TEMMUZ 2010, İSTANBUL  

 

 

Yazının 1. Bölümünü okumak için tıklayın!

 

Yazının 2. Bölümünü okumak için tıklayın!

   

Son Güncelleme ( Pazartesi, 02 Ağustos 2010 18:29 )