|
Yerçekimine tokat atan duyarlı-deli-şahane faniler vardır, işte bu yazıda size böyle bir divayı ya da en çok bilinen ismiyle bir Superstarı nam-ı diğer Ajda Pekkan’ı kendi merkezimden anlatmak istiyorum.
Doğarken star olarak dünyaya gelen şarkıcılar vardır, zaman zaman kendilerini tüketir görünürler. Oysa o sırada yeni bir ben, yeni bir beden almak için ruhlarıyla çarpışıyorlardır. Bu şarkıcılar çuval bile giyseler bir yıldız olarak o çuvalı farklı hale dönüştürürler. Bence Ajda Pekkan Türkiye sınırları içinde işte böyle bir şarkıcımız ve o her daim tek süperstarımız.
Hayatımıza 60’lı yıllarda Ses dergisinin artist yarışmasında 1. olarak giren ve 70’ler, 80’ler, 90’lar, 2000’ler boyunca gerek yaşantısıyla, şarkılarıyla; gerek kılık kıyafeti ve saçlarıyla her devir moda olmayı bilen özel bir kadın. Hem de bu kadın yıllar geçtikçe AJDA ismiyle markalaştıkça bizlere starlığın, tanrıçalığın sadece bir dönem moda olmak olmadığını anlatan; aynı zamanda bu konularda müzikal dünyamızın da bilirkişisi. Hem de kendinden bir tasarım yaratmanın heyecanını her sahneye çıktığında bedeninden sesine oturtan bir süperstar.
Dişil duygularını özgürlüğe bırakan steril bir ses ve ışıktan ibaret Ajda Pekkan, yaş skalasına yakalanmadan her daim hem kadınların hem erkeklerin takip ettikleri bir ikon olacağının sinyallerini aslında 70’li yılların başında vermişti. 70’lerin sonu ise onun yıllarıydı. Artık herkes onun sesinden, Avrupai bedeninden ve sanki doğuştan gibi olan sarı saçlarından bahseder olmuştu. İşte bu en görkemli günlerinde; Eurovision şarkı yarışması yüzünden 80’li yılların ilk iki senesinin onun için kayıp yıllar olacağı ise, kimsenin aklına gelmezdi.
80’li yıllar Eurovision şarkı yarışmalarının memleket içinde altın zamanıydı, tüm Türkiye’yi etkileyen bu kadın belki de hep istediğimiz başarıyı bize sağlar bizi hep hor gören Avrupa’lıyı; Avrupai görünüşüyle rahatlıkla tavlayabilirdi. İşte bu tarz konuşmalar artık hemen herkesin ortak bir kararı gibidir, gün içinde memleketimizin politik sorunlarının yanında “Ajda’nın Eurovision’a mutlaka gitmesi” herkes tarafından konuşulur hale gelmişti. TRT bu ilgiye kayıtsız kalamayarak Ajda Pekkan’a teklif götürür. 5 besteciyi görevlendiren TRT, kendi içinde bu 5 farklı besteci tarafından özenle bestelenen şarkılar arasından Ajda Pekkan’ın kendisine en uzak bulduğu bir şarkıyı seçer. Oryantal ezgileriyle süslü Atilla Özdemiroğlu bestesi “Petrol”, 1980 yılındaki şarkımız olur, Hollanda’ya vatan millet hep birlikte seferber olarak yolcu edilen Ajda Pekkan’ın başarısına ise kesin gözüyle bakılmaktadır. Fakat sonuç hiç düşünüldüğü gibi değildir, Ajda’mız tek süperstarımız; en mühim verdiğimiz yarışmada değil 1. olmak, ilk 10’da bile yer almaz, sonuç hepimiz için hüsrandır. Ajda Pekkan bu olumsuz söylemlerden uzak kalmak isteyerek yaklaşık 2 yıla yakın bir süre yurt dışına çıkar, en verimli çağında belki de en ağır depresyonunu yaşar. Fakat doğuştan ona bahşedilen kendi bedeninden yeni tasarımlar yaratmanın mitosunu erken çözen bu kadın; depresyonuyla adeta karşılıklı bir estetik düellosu yapar ve memlekete yenilenmiş haliyle döner ve her daim konuşulan tarzıyla her mevsim konuşulmaya kaldığı yerden devam eder.
80’ler Türk müzik piyasası açısından arabeskin en gözde olduğu zamanlardır, Ajda Pekkan da bu tarz müziğe yıllardır uzak dursa da, bu tarza batılı gırtlağını kullanarak “İnim İnim İnlesem Acı Çeksem de Olur / Benim İçin Fark etmez Sen Mutlu Ol Ne Olur” diyerek göz kırpar. Bu tarzın devamı da gelir. Bu kez “Alışmak Sevmekten Daha Zor Geliyor” ve “Mihrabım Diyerek” batılı arabeske göz kırpmaya devam eder. Arabesk bir sure daha bünyeye iyi geliyor gibi gözükmeye devam eder.
Takvimler 83 yılını gösterdiği an; ilk yola çıktığı söz büyücüsü Fikret Şeneş’le beraber yeniden bir araya gelen Pekkan, “Süperstar ‘83” adlı albümüyle müzik raflarını süsler. Albüm bir şarkıcıyı efsane yapmaya yetecek yüzde yüz pop şarkılara sahiptir, bir de bu şarkıları okuyan ses Ajda olunca olanlar olur. “Düşünme Hiç”ten, “Bir Günah Gibi”ye derken yağmur öncesi kalbinden “Son Yolcu”yu uğurlayan bu kadın, “Uykusuz Her Gece” diyerek rahatlıkla kaldığı starlık mertebesinin en tepesinden şarkılarını herkesi hayran bırakarak okumaya devam eder.
Zaman; Egemen Bostancı yönetiminde kabareler müzikaller devridir. Bostancı; Ajda Pekkan için, Zeki Alasya ve Metin Akpınar’lı bir kabare düşünür ve süperstar’ın yanına vokal olarak da dönemin popüler grubu “5 Yıl Önce 10 Yıl Sonra”yı ekibe katar. Superstar 83 albümünün başarı rüzgarıyla beraber yanına aldığı yetenekli isimlerle Ajda Pekka,; tüm Türkiye’ye yayılarak uzun soluklu bir kabare-show yapar. Artık memleketimizin sadece payetli pullu giyinen starlarına inat, sahnede kot pantolon giyip altına uzun çizmeler çeken bir şarkıcısı vardır.
Bu dönemde, her dönem popüler bir figür olmasından dolayı artarda reklam filmi teklifleri gelir. Büyük paralarla deterjan reklamlarının en gözde ismi olur ve o süre zarfında kendi kendisinin estetik mitosunu da çizen bu kadın rahatlıkla 2. baharını yaşar.
Artık memleket kadınlarımız kuaföre gidip “Ajda saçı istiyorum” demeye başlamıştır, hatta yanlarında dergi ve gazeteden kesilmiş Ajda fotoğrafı da onlara eşlik etmektedir. Ajda saçı isteyen kadınlar 80’ler boyunca çığ gibi büyür.
1984 senesinde hayranlarının ısrarları üzerine kabare-show’larda kendine eşlik eden “5 Yıl Önce 10 Yıl Sonra” adlı grupla bir albüm yapar.Albüm Ajda Pekkan’ın muhteşem yorumculuğuna rağmen, hızlıca yapılmış bir iş olduğundan, piyasada istenilen başarıyı yakalayamaz.
80’li yılların ortasında işadamı Ali Bars’la evlenen ve müziği 2. plana atan süperstar, bir sure sadece kendi dünyasına çekilir fakat 1988 senesinde bir iki yıl ara verdiği müzikal yaşamına “Süperstar 4” adlı albümüyle yeniden merhaba der. Kemikleşmiş hayranları tarafından çok beğenilen yeni şarkılar, müzik eleştirmenlerince içinde bir tane bile hit yok denilerek dudak bükülür. Fakat Ajda Pekkan yeni şarkıları ve kılık kıyafetiyle yine fark yaratır. Tek kanallı Türkiye’nin TRT’sinde klibimsi görüntülerle yeniden yıldız olur.
Cüneyt Asi Duru
Yazının 2. bölümü için tık'layın!
|