‘’BEN AYRILIĞA GELMİYORUM...’’ - BU ŞARKILAR DA OLMASA - 32
Yazar Seda Özay Çınar
Pazar, 02 Mayıs 2010 16:58
‘’Ben her şeyi yazdım... seni, beni, akıttıklarımızı, kandırdıklarımızı, utandıklarımızı…’’
Ben her şeyi yazdım... Yolumdan yürüyerek değil koşarak peşime düşen sevdanı da...
Gözlerini kapatarak sevişen bir adam tanıdım. Onunla gözleriyle sevişen bir kadın tanıdım. Ve aynı rüyayı aynı uykuda paylaşan iki kişi tanıdım...’’Sen ve Ben’’...
Sen ve ben aynı yastıkta ölebilirdik öyle demiştik… Hatırladım...
Bir zamanlar sevgilim, bir zamanlar sen ve ben, birleşen ellerimizi, tenlerimizi, iliklerimizdeki titremelerimizi, derimizi, terimizi birbirimize emanet etmiştik... gözgöze ne büyük sözler vermiştik... Artık sen ve ben,tek bir yürekte yaşıyorduk.Tek bir nefeste soluyorduk.Zorlu yüksek dağlarımız dikiliyordu önümüze ama her şeye rağmen beraberken umursamaz ve mutlu oluyorduk.Çünkü sen ve ben aynıydık,çok iyi biliyorduk ...!
Ne kadar inkâr etsek de,‘bizden geçti’ desek de zaman önemini kaybediyor bazı aşklarda sevgilim. İnkârların arasından çıkar çıkmaz bak yine sana yazıyorum...
‘’Ben her şeyi söyledim... Seni, beni, sustuklarımızı, durduklarımızı, korktuklarımızı…’’
Ben her şeyi söyledim... Buruşturup atamadığım dargınlığımı da...
Bir öğleden sonra canım yine seni farz ediyor yanımda mesela hem de durduk yere... Şimdi... Şu an... Şu saatte... Dip dibe olsak diyorum... Tam da yağmur yağıyorken, hava soğukken, ısınsaydık iç içe diyorum.Kollarında başım,omuzlarından sarkan saçlarım,ellerine yer etmiş ellerim dolansaydı her yerinde... Mesela şu an bizi farzetsen sen de... Hem de durduk yere. İstediğin gibi dursak yan yana. Başka bir zamanda yaşar gibi yaşatsan içinde ve hiç bırakmasan bizi zamanın inatçılığına inat. Ben bir ucundan tuttum ya sen hangi ucundasın?... Bunu bir tek ben bilsem keşke...
‘’Ben her şeyi anlattım... Seni, beni, teslimlerimizi, mahkûmiyetimizi, çiziklerimizi…’’
Ben her şeyi anlattım... Yanındayken bile dayanamadığım uzaklığını da ...
En son baktık birbirimize, saat çok geçti. Bir çocuk ruhu tepemizde bitti. Pişmanlık dalga dalga vururken biz hep ağladık. Çok ağladık… Sen de unutmamışsındır; ant içmiştik! Ondandır işte, duymuyorum şimdi bağırmalarını yol bitimlerinin, duymuyorum…! Tekrar tekrar dağlananlar ile gölge oluyorum sarmaş dolaş kıvrandıklarıma. Ve sana dolanıyorum yine. Bir yanım ‘’sen’’ diğer yanım yine de ‘’sen’’...
Bir kere olsun sus ve hırçın saatlerin kenarından oynak bir neşe dursun içinde, bak ben bile ağlamıyorum...
‘’Ben her şeyi yazdım... Seni, beni, akıttıklarımızı, kandırdıklarımızı, utandıklarımızı…’’
Ben her şeyi yazdım... Yolumdan yürüyerek değil koşarak peşime düşen sevdanı da...
Hala düşlediğin ve düşleyebileceğin her yerimdesin aşkım...’’Ben ayrılığa gelmiyorum’’...
Bu yol benim Bu devran benim Elimle çizdiğim Kader benim Bu sevda benim Bu çile benim Seni seven Bu gönül benim
Kar kıyamet içim dışım Bu ayazda, üşüdüm Yalnız bırakma ne olur Kar kıyamet içim dışım Sen sevgilim beni Yalnız bırakma ne olur
Yıkıp geçen zamana kızgın, sana dargınım Bir görümlük yüzün vardı onu benden aldın Yıkıp geçen zamana kızgın, sana dargınım Bari sen beni bu zor günlerimde yalnız bırakma canım