|
3. AVEA MÜZİK "TEA & TALK" TOPLANTISINDAN İZLENİMLER... |
|
Yazar Ahmet Kamil Taşkın
Pazartesi, 02 Ocak 2012 00:36 |
|
|
|
|
|
Geçtiğimiz aylarda “Avea Müzik” vesilesiyle müzik yazarlarının bir araya geldiğinden bahsetmiştim. Bu bir araya gelişler yani “Tea & Talk” toplantıları tüm hızıyla devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde de 3.sünü gerçekleştirdik. Bu kez “internet ve müzik platformlarının geleceği”ni konuştuk.
Daha doğrusu biz yine daha çok dinledik. Sözü işin içindeki isimlere bıraktık. Bu toplantının konukları Bülent Forta (Mu-Yap Başkanı), Cengiz Erdem (Avrupa Müzik Genel Müdürü) ve Şemsettin Göktaş’tı (Sony Müzik Türkiye Genel Müdürü). Bildiğimiz ve tahmin ettiğimiz şeylerin yanı sıra bir sürü şeyi daha sayelerinde öğrendik aslında. Bizim bazen ezbere konuştuğumuz, neden olamıyor, yapılamıyor dediğimiz şeylerin o kadar da kolay olmadığını öğrendik. Aklımda kalan bazı konu başlıklarını buradan bu vesileyle paylaşayım:
- · Bir kere artık müzikle her şeye “dijital” bakmanın kaçınılmaz olduğunu söylüyorlar. Onlar da başta buna çok yanaşmamışlar ama bir zaman sonra da karşı koyamamışlar gelişimlere. Ki yurt dışında katıldıkları toplantılarda da ilk söylenen “her şeye dijital bakın” olmuş.
- · Yapılan araştırmalara göre müzikte dijital ortamın payı yüzde 30, fiziksel basımlarınsa yüzde 3 gibi artacakmış. Türkiye ise bunun çok gerisinde kalmış, en azından dijital platformlarda.
- · İşin özünde “mp3 icat oldu mertlik bozuldu” durumu söz konusu. Önceden fiziksel olarak bişey başka bişeye dönüşüyormuş. Plak kasete, kaset CD’ye… Şimdiyse havada bir şey var ve bedava indirme şansı olunca işler biraz değişmiş sizin de takip ettiğiniz ve bildiğiniz gibi.
- · Yeni nesil yani genç kitle müziği dijital ortamdan dinleyip indiriyor. Fiziksel basımları ise daha yaşlı kitle alıyor. Hala CD alan ve heyecanla çıkmasını bekleyen biri olarak sanırım ben artık yaşlı kitleye giriyorumJ
- · Genel olarak 2 sene öncesine göre müziğin gidişatından daha da umutlularmış. En azından dünyada bu durum üyelikler, reklamlar vs sayesinde böyle. Türkiye’de de yavaş yavaş alışma süreci başlamış.
- · D
eğişen “müzik şirketi” yapısından da bahsedildi. Önceden şirketin tek sahibi yapımcıyken şimdi birkaç ortak daha var ortada. Organizasyon şirketi, GSM şirketi, dijital platformlar… Hepsi şarkıların doğru duyurulmasında etkili ve pay alıyorlar.
- · Bize “Yılda 40 Tane CD alan var mı?” diye soruldu, genel olarak "evet" denildi, malum müzik delisi insanlarız. Bunun üzerine Bülent Forta “Yakında bize, aranızda 20 CD satabilen var mı derseniz cevabımız hayır olabilir “dedi. :) Üzücü gibi geliyor kulağa ama değil, zira zaman değişti ve şarkılar artık sanal ortamlarda.
- · Dünyada çoğu ülkede dijitalden iyi para kazanılıyormuş ama Türkiye’de bu durum ne yazık ki BTK’ya takılmış durumda. Yeterli ve çok güzel alt yapımız olduğu halde pürüz çıkıyormuş bu yüzden.
- · Dünyada bu işten para kazanılması, sitelere yapılan üyelikler sayesinde oluyormuş. Yani bir dinleyici dinlediği şarkı ya da albüm başına para ödüyor ya da siteye aylık üye olarak şarkıları dinleyebiliyor. Türkiye’de bu düzen tutmamış. Bunu ise Türkiye’de internetin para verilmemesi gereken bir platforma olarak algılanmasına bağlıyorlar. Yani insanlar müziğe net üzerinden para verince gereksiz para vermiş gibi hissediyor. Her eve internet girince, zaten internete aylık ücret ödenince daha fazlası “fazla” geliyor demek ki.
- · Bu arada bir şarkı CDye basıldığında yani fiziksel basımda, şarkı başına yüzde 18 vergi ödenirken mobil ortamda şarkı başına pay yüzde 46’ya çıkıyormuş. Özel iletişim, deprem vergisi vs derken inanılmaz bir pay çıkıyor ortaya. Bunun için defalarca konuşmuşlar gerekli kurumlarla ama bir sonuca ulaşılamamış hala. Ki benzer durum aslında telefon faturaları için de geçerli. Malum, dünyada telefona en fazla vergi ödeyen ülkelerden biriyiz. Üstelik o vergilerin geri dönüşünü de göremeden ödemeye devam ediyoruz.
- · Bu arada YouTube üzerinde yayımlanan şarkılardan ve kliplerden de para kazanabiliyormuş müzik kurumları. (müyap, msg, müyorbir vs) Bunu dünyada yapabilen, işin peşine düşen çok az ülke varmış. Yani 4-5 ülkeden biriyiz. YouTube para kazanabildiği için telif paylarını da ödeyebiliyormuş. Bu da iyi bir şey elbette.
- · Türkiye’deki müzik firması sayısı 3800’müş. Biz bunların çok azını biliyoruz elbette. Herkes kendi firmasını kurunca iş bu sayıya kadar gelmiş.
- · Ayrıca Türkiye’deki radyo sayısını da çok fazla buluyorlar. Yasal olarak şarkılar için telif ödeyenlerin sayısı ise tahmin edeceğinizi gibi çok az.
- · Bir şarkının telifi geldiğinde gerekli kurumlara muhakkak gönderiliyormuş. Sanatçı hangi yere bağlıysa ödemesi oraya aitmiş ve aldıkları paylaş kurumun anlaşmasına göre değişiyormuş. Yani MESAM veya MÜYORBİR’in payları aynı olmayabiliyormuş.
- ·
Müzik yazarlarından ne kadar haberdar olduklarını sorduğumuzdaysa biraz kaçamak bir cevap aldık. “Bizim ekibimiz ilgileniyor, medya takipte bizle ilgili yazılanları görüyoruz.” Gibi cevaplar. Yani bir köşe yazarı şirketler ya da şarkıcılarla ilgili olumsuz bir şey yazdığında dikkat çekmek daha kolayJ
- · “Herhangi bir müzik şirketine ya da kuruma bağlı olmadan dijital ortamda şarkı paylaşmak mümkün mü?” sorusunun cevabı da “evet” olarak verildi. Ancak pek de kolay değil. Zira “aveamüzik” gibi yasal şarkı dinleyebildiğiniz siteler güvenilirlik açısından Müyap’la bağı olan şirketlerden ya da kişilerden şarkıları alıyormuş. Diğer türlü izinsiz söz ya da müzik kullanımı gibi sorunlar çıkıyormuş. Yani bu sorunların ortadan kalkması için müzik birlikleri kurulmuş denebilir.
Daha bir sürü şey konuşuldu aslında ama bu kadarı kafi olmuştur diye tahmin ediyorum. Bir sonraki “Tea & Talk” toplantısında bakalım kimlerle neleri konuşacağız? Yine buradan izlenimlerimi size anlatacağım elbette. Bu arada yeni bir yıl başladı ve dilerim bir öncekinden daha temiz, sağlıklı, huzurlu ve müzikli oluruz hepimiz. Ayrıca “Avea Müzik”in şık yeni yıl hediyeleri için de Füsun Feridun’a özel bir teşekkür ederek yazıyı noktalıyorum:)
Ahmet Kamil TAŞKIN
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Şubat 2012 23:19 )
|