Hesabınız yok mu?
Uye Girisi
(MURAT DALKILIÇ - NEV - TAN) - AHKAM "İÇİMDE KALMASIN" DER - 7
Yazar Ahmet Kamil Taşkın    Salı, 03 Ağustos 2010 12:28    PDF Yazdır E-posta

AHMET KAMİL TAŞKINMüzik dünyasını son günlerde en çok heyecanlandıran şey şüphesiz Tarkan'ın yeni albümü "Adımı Kalbime Yaz". Sevenler oldu eleştirenler oldu ama herkes bir şeyler dedi. Ben de albümü biraz daha sindirip kendimce yorumlayacağım elbette ancak daha önce paylaşacağım üç albüm var. Üçü de birbirinden farklı üç erkek vokal ve albümleri bu kez kalemimin ucunda. Bakın kim "bence" neler yapmış? 

 

 

* * *

Murat Dalkılıç – Merhaba

 

 

MURAT DALKILIÇSon yıllarda karşımıza pek çok pop isim çıkıyor olabilir ama Murat Dalkılıç’ın ışığı başkaydı. Evet “Kasaba” gibi popüler ihtiyaçları tamamen karşılayan bir şansı da vardı ama ekrana bakarken gözlerinin içi gülen ve yıllardır tanıyorsunuz hissi veren adam da çok çıkmıyordu karşınıza. “Kasaba”nın rüzgarını arkasına alıp arada “Pardon” gibi bir deneme ve “La Fontaine” gibi bir hit de çıkaran Dalkılıç şimdi de “Merhaba” albümüyle yoluna devam ediyor. Buna her ne kadar ilk albümüm dese de “Kasaba” da mini bir albümdü. O yüzden bu biraz geç bir merhaba bana göre.. Her neyse geçelim şarkılara.. Çıkış şarkısı “Külah”la başlarsak tipik bir Soner Sarıkabadayı şarkısı olduğunda hemfikiriz sanırım. Sarıkabadayı şarkılarının da bir kimliği ve formülü çıktı ve duyunca anlıyorsunuz. Ama bir handikapı da şu ki şarkıya eşlik ederken bir anda “Açık Adres” ya da “La Fontaine” söylerken bulabiliyorsunuz kendinizi. Yani bir tekrar durumu söz konusu var. “Külah” bir albüm şarkısı olabilir ama asla çıkış gücü olmayan bir şarkıydı ki şarkının rüzgarı da pek gelmedi bize. Zorlama bu şarkıyı bir başka zorlama şarkı “Sarhoş Yakamoz” takip ediyor. Bir duygu yaratılmaya çalışılmış, sözler ardı ardına dizilmiş ama bi yere gitmeyecek bir şarkı çıkmış ortaya. Albümün isim şarkısı “Merhaba Merhaba” ise diğer şarkılardan ayrılıyor. Sarıkabadayı’nın başka bir yüzü Dalkılıç’a yarayacak gibi. Hatta bu şarkıyla çıkılsa daha da iyi olurmuş. Hele ki “alaturka“ versiyonu çok daha fazla ilgi görecektir. Hem dinleyiciler hem de radyolar tarafından.”İmza” gibi ortalama bir şarkının ardından gelen “Çatlat” ise hareketli şarkı olması nedeniyle ilgi görebilir. Şarkıda Kenan Doğulu’nun  ilk günlerini duyuyorsunuz sanki. Albümün en iyi şarkısı bence 7 numaralı “Kıyamadım İkimize”. Hatta albümü bu şarkının ayağa kaldıracağını düşünüyorum. Sıla şarkılarına benzer girişiyle ve akustik tavrıyla dikkat çeken şarkının hikayesi de samimi. “Sarhoş Yakamoz”da sınıfta kalan Dalkılıç, bu şarkıda besteci olarak kırmızı kurdeleyi hak ediyor. “Haliyle” ise albümün radikal şarkılarından biri. Gerek tavrı, gerek düzenlemesiyle diğerlerinden ayrılıyor. Genel dinleyici sahiplenmeyecek bu şarkıyı belki ama albümün iyilerinden. Albümün açılış şarkısı “Dönmem” de risksiz bir şarkı ve bunu da sıkça duyacağız muhtemelen. Albümlere dahil olmayan “Pardon” ve “La Fontaine” de bu kez CD üstünde yer almış. Albümdeki enteresan bir durum da “İzmir Marşı”nın “hidden track” yani gizli şarkı olarak konması. E madem gizli bu şarkı neden albüm sıralamasında yer alıyor. Adı üstünde gizliyse bunu dinleyici keşfeder. Sezen Aksu – Deliveren, Şebnem Ferah – Perdeler, Emre Aydın – Afili Yalnızlık, Nil Karaibrahimgil – Nil Fm albümlerinde olduğu gibi..  Ya gerçekten gizleyeceksin ya da “13- İzmir Marşı” diyeceksin. Özetle Murat Dalkılıç “Kasaba”nın rüzgarıyla gidiyor gibi. Çok güçlü bir albüm olduğunu söylemek mümkün değil. Kötü demek elbette haksızlık olur ancak ortalamanın üzerine çıkamıyor. Yine de bu şarkılar Dalkılıç’ın ışığından beslenerek O’nu uzun süre gündemde tutmaya devam edecektir.

 

* * *

 

Nev – Bir Nev-i Alaturka

 

NEVİlk albümü “Herşeye Rağmen”le ve özellikle çıkış şarkısı “Zor”la iyi bir başlangıç yapan Nev, Türk müziğinin rock alaturka tatlarından biri haline geldi. Bunda elbette bol nağmeli gırtlağının da etkisi var. Şimdiye kadar üç albüme imza atan ve kariyerinde saçmalamayan Nev, şimdi de uzun süredir “yapsa iyi olur” denen bir Türk Sanat Müziği albümüyle dinleyicisinin karşısına çıktı. Ki bunun ilk işaretini de “Mucize Nağmeler” albümündeki “Kimseye Etmem Şikayet” ile vermişti. “Bir Nev-i Alaturka” albümü günümüzdeki sıradan nostaljik albüm furyasındaki işlerden birisi gibi ama o kadar basit bir albüm değil. Zira özenli bir araştırma dönemi geçirilip özenli bir seçki yapılmaya çalışılmış. Her ne kadar ticari kısmı düşünülmüş olsa da genel olarak o ticari ucuzluktan uzakta duruyor. Baştan sona eski şarkılardan oluşan bir albüm yaparken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Birincisi şarkıların ruhunu kaybetmemek, ikincisi şarkılara yeni bir yorum katabilmek, üçüncüsü ise farklı bir repertuar oluşturabilmek. Nev ilk maddede gayet başarılı. Zaten sesi yeterince alaturka olduğundan şarkıların hakkını vermiş. “Bunu niye söylemiş” dediğiniz şarkı yok gibi. Ara ara tizlere çıkması rahatsız edici olabiliyor ama o da ses rengiyle ilgili bir durum. İkinci maddeye gelirsek Nev yine sınıfı geçiyor. Zira şarkılarda ne tamamen eski bir durum var ne de tamamen günümüze ait bir his. Rock altyapılara başvurulmuş ancak şarkılarda yan bir yol olarak kalmış. Türk sazlarını desteklemiş ve ortaya iyi bir sentez çıkmış. Repertuar konusuna gelirsek aslında bir denge olduğunu söylemek mümkün. Bazıları yeni keşfedeceğiniz şarkılarken bazıları ise yıllardır bildiğiniz, eşlik edebileceğiniz şarkılar. “Kapıldım Gidiyorum, Sensiz Olamam, Mazideki Aşk,  Denizde Akşam” gibi şarkıları belki yeni duyuyor olabilir bir nesil. Bu anlamda da yeniden bu şarkıları tanıtmış oluyor. Bir tarafta ise “Sevmekten Kim Usanır, Kimseye Etmem Şikayet” ve “Şimdi Uzaklardasın” gibi sürekli kulağımıza çalınan şarkılar var. E bu da işin biraz ticari kısmı. Hayatında sürekli müzik olan dinleyiciler bu şarkıları tercih etmez zira her dönem birileri bir yerlerde söylüyor bunları. Ama diğer taraftan sadece radyodan müzik dinleyen kitleyi de bu şarkılar yakalayacaktır. Yani burada da tamamız. Albüm kapağı ve fotoğrafları da konseptle çok iyi örtüşmüş. Herkes “nostaljik” albüm yapar ama düzgün yapamaz. Nev’e ve ekibine buradan alkışlarımızı yolluyoruz.

 

* * *

 

 

Tan – Taş Yürek

 

 

TANÇıktığı günden bu yana neredeyse her yaz bir albüm yapan Tan şimdi de 5. albümün yayınladı. 90’larda çıkan bazı isimlerin bile toplasan 5 albümü belki yokken bu hız bakalım Tan’ı nereye götürecek? Bu durum aslında günümüz pop piyasasının da nereye gittiğinin bir göstergesi durumunda. Önceden bir albüm yapılır  ve bu albümdeki şarkılar tanıtılmaya çalışılırdı. Aradan da ortalama 2 yıl geçerdi. Şimdi ise her şey o kadar çabuk tüketiliyor ki şarkıcılar da kaybolmaktan korkuyorlar. Bu yüzden eski albümden yeni bir şarkı çıkarmak yerine yeni şarkılar sunmayı tercih ediyorlar. Tan bu formülü ilk günden bu yana uyguluyor. Zira böyle olmasa, 10 şarkılık “İşaret” albümüne tek klip çekip, diğer şarkıları yok saymazdı. Peki yeni Tan albümünde neler olmuş? Aslında Tan’da bir yenilenme durumu var. “Yıldızlar Da Kayar”la başlayıp “İşaret”te devam eden arabeskleşme süreci bu albümde daha pop hele gelmiş. Evet, sözlerde ve yorumda ister istemez bir arabesk tını var ancak “Taksi” ve “Taş Yürek” gibi şarkılar daha pop bir Tan vaat ediyor. “Taksi” şarkısı Tan’ın daha önce Demet Akalın’a verdiği “Çanta”nın kardeşi durumunda. Hatta iki şarkıda da şarkıcılar sesleriyle birbirlerine destek vermişler, alacak verecek kalmamış. “Elbise” vasat bir şarkıyken onu bir başka vasat şarkı “Barbie Bebek” takip ediyor. Artık gına gelen pop yürüyüşü ve “kimisi olgun bir barbie bebek gibi” akla zarar sözlerini dinlemek istemedim daha fazla. Sonrasında gelen “Of” ise iyi bir Tan şarkısı denebilir. Tan kitlesi bu şarkıyı öne çıkaracaktır. Özellikle şarkının girişindeki prova hali güzel olmuş. Son dönemde cümlelerimize sıkça giren “elektrik” kelimesi bu kez bir hareketli pop şarkısı olarak çıkıyor karşımıza. Ardından gelen “Bilir Mi” ise albümün en yenilikçi yavaş şarkısı. Daha pop,daha akustik ve daha yeni.. Benim favorim bu olur olursa.. Kapanış ise sürpriz bir TSM şarkısıyla yapılmış. “Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun” zaten güzel bir şarkıdır, Tan’a da yakışmış. Yani albümün son bölümü daha dinlenilebilir olmuş. Sonuç olarak Tan’ın yeni bir albüm yapmasına gerek yoktu, bunun yerine önceki albüme yüklense daha iyi olurmuş. Ancak bunu yapacak güçleri varmış belli ki ve yapmışlar. Bu arada albümüm kapak fotoğraflarını da başarılı buldum. “Ten Ten” e benzeyen Tan, sarı gözlükleriyle gayet şeker olmuş. Bir daha ki yaza kadar bu albüm O’nu da kitlesini de götürür.

 

 

Ahmet Kamil TAŞKIN

 

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Son Güncelleme ( Salı, 31 Ağustos 2010 21:44 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile