|
Müzik Gazetesi’nin yeni tasarımıyla beraber ilk yazımı buradan sizlerle paylaşmanın sevinci içerisindeyim. Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız tasarım nihayet sonuçlandı ve deneme yayınlarımıza başladık. Bir ay içerisinde de haber grubumuzun genişlemesiyle beraber Beta yayından ana yayına geçeriz diye düşünüyorum.
Gelelim müzik dünyasında gezinmeye, Justin Tiberlake ve Rihanna artık albüm yapmasa da olur bence. Eski deyimle “düet” son güzlerin moda terimi “featuring” adı altında, iki şarkıcının da şarkı söylemediği birisi kalmadı. Dünyada musluk akarken doldurmak bu şekilde sinerji yaratılarak uygulanıyor. Ne yazık ki Türkiye’de durum çok farklı, şöhreti ya da popülerliği paylaşmak ne kelime, egoizm rekorları kırılıyor. Ancak şöhretleri azalmaya başlayınca sanki lütufmuş gibi düetlerle yeniden tutunmaya çalışıyorlar. Ünlerinin altın çağlarında ne Yalın ne Hande Yener ne de Tarkan şöyle ses getiren ikili bir çalışmaya imza atamadılar.
Oysa Celine Dion, Barbara Streisand, Madonna, Elton John, Timbaland, Nelly Furtado, Britney Spears ve daha pek çok isim hiç çekinmeden bu çalışmaları yaparak özgüvenlerini tüm dünyaya gösteriyorlar. Bu düetler bir araya gelse, her biri double CD çıkarırlar herhalde.
İşin şakası bir yana Justin Timberlake en son Ciara’yala yaptığı videoyla tüm dünyada bomba etkisi yarattı. Videoda yer alan cesur aşk mı desem sevişme mi desem, ne desem bilemediğim sahneler insanı ekrana kilitliyor doğrusu. Ciara’nın ilk çıkış yaptığı dönemlerde bu kadar cesur olmaması ise şimdi işe yarıyor ve yeni görüntülerle dozu biraz daha arttırıp çıtayı yükseliyor. Britney Spears Womenizer’da benzer bir taktikle küllerinden doğmuştu ya o hesap. 2 kere 2 kaç? Evet 4..O da “Seks Satar”… Hadise’nin Eurovision’a verip veriştirmesi bana ne kadar da komik geliyor anlatamam. Politika var diyor sonra da Belçika tam puan vermese bir daha gitmezdim diyor, komşu ülkeler bir birlerine oy veriyorlar diye eleştiriyor ama Türkiye ve Azerbaycan kardeşliğine eleştiri yok. Birinci çocuk sanki kötü bir şarkıyla yarışmış gibi şirinlik prim yapıyor dedi, bir avuç insanın yaşadığı ülke Norveç Eurovision tarihinin en yüksek puanını aldı. Burada durup bir düşünme lazım, saygılı davranıp tebrik etmek lazım, kaybetmeyi bilip hatalardan ders almak lazım, bu son ders olayı TRT için.
Hadise, bence başta şarkısını sonra da sahnesini eleştirmeli, Türkiye’nin modern imaj çizmek için dünya para harcadığı bir dönemde Turquality programları ve Kevin Costner’lı tanıtımlar havada uçarken, dansöz kıyafetiyle oryantal öğelerle dolu bir müzikle kendisinin bile taşıyamadığı bir şovu sunmaya kalktı. Gurbetçiler olmasa halimiz çok kötü olacaktı haberi yok sanırım. En doğrusu daha önceki albümünde yer alan My Body gibi bir şarkıyla yarışmasıydı. Böylece hem Türkiye’nin farklı soundlara açık olduğunu Avrupa’ya gösterecek hem de bu organizasyonun milli, etnik ya da kültürel bir yarışma değil şarkı yarışması olduğunun bilincinde olduğumuzu ispatlayacaktı ama neyse seneye belki. “Haberin izinsiz kullanılması durumunda yasal işlem yapılacaktır, kaynak göstererek ve yazının devamına aktif link vermek suretiyle kısa alıntı yapılabilir.” |