|
2000li yılların en fazla ses getiren isimlerinden biri oldu Ferhat Göçer. “Dön Diyemedim”le başlayan şarkılı macerası her albümünde daha da güçlenerek devam etti. Derken diğer albümlerine göre daha uzun bir aradan sonra “Seni Sevmeye Aşığım” albümünü çıkardı. Yenilenmiş Ferhat Göçer’de neler değişti? Düet yapmaktan neden kaçınıyor? Daha birçok sorunun cevabını samimiyetle verdi. Hepsinin cevabı bu röportajda.
***
Normalde senin albüm araların daha kısa olurdu, en kötüsü başka projelerin içinde de sesini duyardık ama bu kez süre biraz uzadı. Bilerek mi verdin bu arayı?
Arayı biraz uzun tutmaya çalıştık. Muhtemelen bundan sonra sadece kendi albümlerimdeki şarkılarımla ortada olacağım. Geri dönüp baktığımda aralarını kısa tuttuğumu düşünüyorum. Albümlerin kendilerini tam olarak tüketmelerine müsaade etmeden albümler piyasaya sürdük. Artı onları da ara işlerle boğduk gibi geliyor, haklı olabilirsin. Ancak 20 yıllık müzik kariyerim boyunca 15 yıl hiç albüm çıkarmadan beklememle de ilgili. Birden o açığı kapatma kaygısıyla alakalıydı. Ben 15 yıl boyunca birçok yerde çalıştım. Hem hastanede doktorluk devam ediyordu hem de sahne. 15 yılın acısını çıkardım kendimce. Doğru mu yanlış mı dersen bu bakış açısıyla ilgili. Nereden bakarsan oradan görürsün. Şimdi olsa zamana yaymayı tercih ederdim. Ama şu da var ki bunlar aynı zamanda değerlendirmem gereken fırsatlardı. Mesela albüm çıktıktan hemen sonra “Kalp Kalbe Karşı” gibi bir şarkıyla karşılaştım. Reddetmek istemedim. Yine albüm sonrası “Götür Beni Gittiğin Yere” gibi bir şarkı çıktı ortaya. Şans kader meselesi yani bu. Bu yolculukta zamanla daha da sindirerek gideceğimi biliyorum. Şimdi albüm aralarını uzun tutup, şarkıları sindire sindire değerlendirme zamanıdır.
Aralarda şunu söyledim kendi adıma. “Şarkılar güzel ama Ferhat Göçer’i biraz özlesek keşke.”
Bunda haklısın ama şu da var; bir kere çok hızlı bir tüketim sürecindeyiz. Dolayısıyla hızlı da üretmek zorundasın. Bundan 10 yıl öncesine göre 2 kat daha yoğun çalışmak durumundayız. İnternetten müzik dinlendiği, çabuk ulaşılan bir dönemdeyiz. Önceden korsan mp3 CDleri vardı. Bir şarkıcının tüm albümleri bir CDye toplanıyordu. Ona bakınca içim burkuluyordu, bir ömrü bir CDye böyle sığdırmaları üzücüydü. “Her şey bu kadar basit işte” diyorsun. Böyle bir dönemdeyiz. Bir albümün ömrü 3-4 aya kadar düştü neredeyse. İşler zorlaşıyor ve daha acımasız bir hale geliyor süreç. Dünya da buraya gidiyor. Yani ara verdiğinizde yolun dışına da itilebilirsin.
Şimdiye kadar yaptığın 4 albümde belli isimler ve belli formüllerle ilerledin. Bu albümdeyse bir ters yüz etme durumu mu var?
Bindiğin arabayı değil de arabanın lastiğini değiştirmek gibi bir şey bu. Hedef klasik olmaksa şunu örnek veririm. Porsche’nin son modeline de 50 yıl önceki modeline de baksan klasik izleri aynıdır. Koltuk kılıfı değişir belki ama omurgası aynıdır. Ben de bunu benimsedim. Değişiklikleri mevcut bünyeye adapte ediyorum.
***
Albümdeki şarkılar da daha çok yeni isimlerin şarkılarından oluşuyor.
Yeni besteciler ve yeni söz yazarları var. Ama ana kompozisyona baktığında bir Ferhat Göçer müziği görürsün. Kulağınıza çok farklı bir şey yapmıyormuşuz gibi geliyor ama o kadar büyük değişimler var ki içinde. Seçtiğimiz tarz, felsefeler, aranjörlerin beni anlaması gibi etkilerle sonuca ulaştık. Mesela aranjörler değişti, yapımcı değişti ama bana göre bir elbise diktikleri için çıkan sonuç yine bana dair oldu.
Daha bilinen isimlerden şarkı almama sebebin neydi peki?
Bu da rastlantı aslında. Şarkı alabileceğim isimlerin bir kısmı o dönem kendi albümlerine girmişti ve şarkılarını albümlerinde kullanmak istediler. Besteniyolla.com gibi bir sitede de çok şarkı birikmişti. O dönemi şarkı dinleyerek değerlendirdik.
Bu site sadece sana mı ait olacak yoksa başka şarkıcılar da oradan faydalanabilecek mi?
Şu anda bize yani MMF Prodüksiyon’a ait Ama bir süre sonra, besteler biriktikçe diğer sanatçı arkadaşlarım da buradan şarkı seçebilir tabi ki. Bir müzik market haline dönüştürülebilir.
Albümdeki isimlerden en bilineni Ümit Sayın. Ümit kolay kolay şarkı vermez kimselere. “Affetmedim Seni”nin albüme girişi nasıl oldu?
Ümit’le biz bir radyo programında karşılaştık. Biz girerken o çıkıyordu ve ayaküstü de olsa konuşma şansı bulduk. Düet albümü yeni çıkmıştı ve ben de bu albümü çok beğendiğimi, yeni albümde bir şarkısını söylemek istediğimi paylaştım onunla. “Neden olmasın” dedi ve yavaş yavaş şarkılarını göndermeye başladı. 6-7 tane şarkısının demosunu yaptık ve içinden “Affetmedim Seni”yi seçtik. O bile şaşırdı ve bir gün itiraf etti. “Benim şarkılarımın senin sesine bu kadar uyabileceğini tahmin etmemiştim” dedi. Karşılıklı güzel bir iletişim kurduk.
Bir de tangon oldu böylece.
İlle tango diye başlamadık. O aranjörüm Selim Çaldıran’ın fikriydi. Ben yapıp sana dinletirim dedi. Dinleyince çok beğendim. Mustafa Süder de çok güzel keman çaldı. O’nun eli değince çok daha başka oldu. İyi ki bu şarkı böyle oldu dedim.
***
Şarkılar sana göre yapılınca ister istemez daha yavaş ve duygusal şarkılar geliyordur önüne. Albümün en hareketlisini “Oya Gibi” sayarsak bu durumda mı senin tercihin?
Tabi tercih meselesi. Ben de o şarkılardaki gibi bir adamım, karakterime uygun şarkılar seçiyorum. “Eller havaya” tavrında şarkı söylemek beni yansıtmaz. Albümün genel dokusu romantik olsun istedim. Ağırlıklı olarak orta ve yavaş ritmde şarkılar var.
Albümün yeni klip şarkısı “Unutmuş Çoktan”. İçinde “Bir kızı bir oğlu varmış” cümlesi geçiyor. Daha önce de “Kızım, Yastayım” gibi şarkılarında da bir aile teması vardı. Bu temada şarkıları özellikle mi seçiyorsun?
B u bir rastlantı ama şöyle bir şey de var. Tabi ki orta yaşına gelmiş ve 2 çocuk babası biri olarak böyle şarkılar beni etkiliyor. Şarkı seçerken bu etki yüzünden albüme alıyorum. İlk dinlediğimde beni etkiliyorsa benim gibi düşünen insanları da etkiler diyorum. Ticari kaygı tabi ki güdüyorsunuz ama öncelik beni etkilemesidir. Bu şarkıyı dinlerken içimin ürperdiğini hissediyorum. Hele ki bir kızım var, bu şarkılar bu şartlarda yüzüme tokat gibi çarpıyor. Burada bir formül tuttu da devam edelim durumu yok. Hatta “Unutmuş Çoktan” albüme son giren şarkıdır. Hatta bu şarkı herkese hitap etmez dikkat et dediler. Biz de başta acaba dedik ama sonra şarkının etkisi daha baskın çıktı.
***
Önceki iki albümde saygı anlamında Emel Sayın ve Nesrin Sipahi ile yapılmış TSM düetleri vardı. Bunun devam edeceğini söylemiştim ama bu albümde böyle bir şey yok. Neden?
Düet meselesine bir dönem ara vereceğim. “Sürekli düet yapıyor” diye önce espri olarak başlayan sonra da tadı iyice kaçan bir durum oluştu. Normalde gurur duyacağınız bir işle dalga geçilmeye başlandı ve can sıkıcı hale geldi. Keyif aldığım ve birikimlerime birikim katan işlerdi o düetler. Bir yerden sonra solo işlerimin önüne geçer gibi oldu. Bu albümde de düeti tercih etmedim.
Bir ara tamamen eski Sezen Aksu şarkılarından oluşan bir albüm yapacağını duymuştuk. Var mı böyle bir şey?
Tam olarak öyle değil, başka bir proje. İçinde Sezen Aksu şarkılarının da olduğu yurt dışı için düşünülen bir iş. Tam olarak şekillendiğinde açıklayacağım. Şu anda yabancı yapım firmalarıyla temas halindeyiz.
Önceki albümlerine dönelim. Neredeyse hepsinde yeni Sezen Aksu şarkıları vardı. Herkes albümündeki yeni Sezen şarkıları üstüne oynayıp kliplendirirken sen onlara oynamadın. Ki çoğu albümlerinin açılış şarkısıydı. Albümlerine 6 klip çektiğin halde onlara dokunmadın. Bunun özel bir nedeni var mı?
Özellikle yapmadım. Hatta “Gidemem”i özellikle kliplendirdim. Ama sıfır Sezen Aksu şarkıları üstüne özellikle bunu yapalım yapmayalım gibi kafa yormadım. Albüm çıkıyor, araştırmalar yapılıyor. Dinleyiciler, prodüktörler ne istiyor bakılıyor ve ortak bir karar göre klipleri belirliyoruz. Albüme aldığım Sezen Aksu şarkıları albüme ayrı bir kalite ve prestij kattı orası kesin. Ben bir yorumcuyum ve Sezen Aksu’nun ürettiği bir döneme denk gelmek, onun şarkılarını ilk kez okuyabilmek çok güzel ve bunun için şükrediyorum. Bunu Sezen Hanım’a da söylüyorum. Seçtiğim Sezen şarkıları benim için de özel olmalı. Ben onları markete göre değil kendime göre seçiyorum. “İzmir Yanıyor, Yol Bitti Çoktan, Ah Yıllar” hepsi böyle.
Bu albüme baktığında Ferhat Göçer’de en çok neyin değiştiğini söyleyebilirsin?,
Ben artık çıraklıktan ustalığa geçtiğimi düşünüyorum. Daha büyük sorumluluklar üstlendim. Yeni isimlerden şarkı seçerek bir risk aldım. Demo kayıtlarından aranjöre teslim ettiğimiz haline gelene kadar çok uğraştık. Yani elbiselerin ilk provalarını ben yaptım. Müzisyen arkadaşlarımla çok kafa patlattık. Geri dönüp baktığımda iyi ki bu riski almışım diyorum ve başarılı buluyorum. Kendi adıma bu böyle en azından. Aynaya baktığımda kendimle yaptığım konuşmadır bu.
Ahmet Kamil TAŞKIN
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
|