Hesabınız yok mu?
Uye Girisi
GÖKHAN ÖZEN: ALBÜMÜ "BAŞKA" RÖPORTAJ BAMBAŞKA...
Yazar Ahmet Kamil Taşkın    Salı, 21 Aralık 2010 00:35    PDF Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 7
ZayıfMükemmel 

AHMET KAMİL TAŞKIN - GÖKHAN ÖZEN2000 yılında çıkardığı ilk albümü "Özelsin"le "müzik dünyasında ben de varım" diyen Gökhan Özen, 10. yılını "Başka" albümüyle kutluyor. Biz de bu bahaneyle O'na geçmişten ve bugünden sorular sorduk. Sonuç olarak içinde bolca müzik olan bir sohbet ortaya çıktı.

* * * * *


Albümde Sezen Aksu, Nazan Öncel ve Şehrazat gibi isimlerin şarkıları var. Çoğu şarkıcının rüyası olan ekibi toplamışsın. Nasıl oldu bir araya gelişleriniz?

Nazan Öncel zaten benim daha önceden de bir şarkısını severek okuduğum bir isimdi. Sezen Aksu ise İstanbul’a adım attığım günden beri “acaba ne zaman bir şarkısını okurum” dediğim kişiydi. Aklımın bir köşesinde ondan bir şarkı okuyacağımı biliyordum. Şehrazat’la tanışmak ise bu albüme kadar kısmet olmamıştı. Şarkılarını severek dinliyordum gerçi. 2 sene önce tanıştık ve birbirimizi çok sevdik. Enerjimiz çok uyuştu. Müzisyen olarak da dost olarak da.. Çok keyiflidir aslında Şehro…

Enteresan hikayelerini duyarız Şehrazat’ın. Şarkılarını çok sahiplenir değil mi?

Hem de çok. Biz Şehro’ya iki müzik psikopatı olarak çalıştık. O ayrı titiz ben ayrı deli, bir arada  nasıl yaptık bilemedim.

Peki bu titizlenmeyle şarkıları nasıl bitirdiniz?

Şöyle söyleyeyim; “Teslim Al”a 2 aranje Suat Aydoğan, 2 aranje de ben yaptım. 4 aranje sonrası bu aranje ortaya çıktı. “Ezdirmem”e Erhan Bayrak 6 versiyon yaptı. Yaptık yaptık yaptık. İki parçanın prodüksiyonu; ilk dinlediğimden son haline gelene kadar 15 ay sürdü. “Teslim al”ı ben Londra’da miksledim, bütün kararları ben vardim ve dedim ki “Gökhan büyük risk aldın ama hadi bakalım”. Şehrazat’a götürdüm korkarark, bilgisayarına koydu, 30-40 saniye sonra kafasını sallayarak “Patlıyoruz, çok güzel olmuş” dedi. Dedim “Allah kurtardı”

GÖKHAN ÖZENBir şarkı için pek çok aranje yapıldığını söylüyorsun. En doğru halinin hangisi olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?

Aslında stüdyoda kendimi bir müzisyen olarak hiçbir zaman güvende hissetmiyorum. Mutlaka kaygılar ve kafaların karıştığı anlar oluyor. Soundlar arasında kaybolduğum oluyor. Ertesi gün dinlediğim zaman bir şarkıyı, daha net karara varabiliyorum. Bir şarkı pek çok şekle sokulabilir. R&B olur, pop olur, arabesk olur, tek bir gitarla da söylenebilir. Prodüktör olarak önemli olan şey o gün insanlara neyin daha çok hitap ettiğini anlayabilmektir. Hissetmektir yani. Yaptığına inanıp, arkasında durmak da önemli.

2. albümünde kendi düzenlemelerini yapmaya başlayan biri olarak o prodüktörlük hissine ne zaman ulaştığını düşündün?

“Duman Gözlüm” ve “Civ Civ” albümlerinde çok bilinçsizce ve içimdeki hislere göre yaptım her şeyi. Hiçbir tecrübe yoktu aranje adına. Frekans, denge vs bilmeden yaptım. Ben çocukluğumdan beri, sanırım 10 yaşında falandım, şarkıların melodisini değil basgitar partisyonlarını mırıldanıyordum.  Phil Collins’in “Another Day In Paradise”nin de olduğu “But Seriously”adlı, çok dinlediğim bir albümü vardı. Çok klasik bir albümdür. Onu 2-3 sene dinledim ve inan bana bas gitar yürüyüşleri birebir aklımdadır hala. Ona benzer bir melodi yazıldığında elim hemen o tarafa kayıyor. Diyorum ki “Phil Collins olma Gökhan Özen ol!”. Müziği ayrı ayrı dinleyebilme özelliği daha doğrusu yeteneği vardır. Davulları ayrı basları ayrı dinlersin. Diyorum ya işte müzik psikopatlığı bu.

* * * * *


Seni kendi haline bıraksalar; bütün piyasa kaygılarını, sevenlerinin senden beklediklerini, nasıl bir müzik yapardın? Hangi şarkına daha yakın bir iş çıkardı ortaya?

İnan bana bende çok geniş bir müzik yelpazesi var. Dinleyici olarak da bugüne kadar dinlediğim tarzların çeşitliliğinden de kaynaklanabilir bu. Doğu – batı sentezi var ve bu müziğime de yansıyor. Arabesk, alaturka,rock, club,trance,hip hop derken ciddi bir sentez çıktı ve bu albümüme de yansıyor. Dolayısıyla ben gerçekten yapmak istediğim müziği yapabiliyorum. Hem Türk pop müziğini seviyorum. Albümlerimde mutlaka slow ya da hareketli en az 4 pop şarkı yapıyorum. Pop rock da yapıyorum. Özellikle “Resimler & Hayaller”den sonra başlayan mevzular onlar. Şimdi R & B yapmaya başlıyorum yavaş yavaş. Stüdyoda aranje denerken o farklı ritmi duyunca kendini bir anda 50 Cent hissediyorsun.

GÖKHAN ÖZENSenin yapmak istediğin şarkıların saha çok “Aslında” ya da “Resimler & Hayaller” tavrında olduğunu düşünüyorum.

Şöyle söyleyebilirim aslında. Temel olarak benim en çok dinlediğim Gökhan Özen şarkıları söylediğin şarkılardır. “Köprü” vardır bir de 2. Albümde. Bu albümde de “Özlenensin” var, kafayı  takmış durumdayım. “Siyah Beyaz Günlerim” var onu da çok seviyorum. Onlar yol şarkıları, tekrarda dinlenebilecek şarkılar. Ama benim yaptığım müziğin insanları eğlendirmek gibi bir misyonu da var. Albümde buna yönelik şarkılar da oluyor. O tip şarkıların da yeri var, an gelir onu dinlemek istiyorsun.  Çok da ayırtedemiyorum.

Bu yüzden mi bu kadar çok şarkı koyuyorsun albüme? Albümde 14+2=16 şarkın var.

Siz daha yarısını dinliyorsunuz. 26 – 27 şarkı vardı elimde. Sürekli üretiyorum. Evimde bir stüdyo var ve tüm albümlerimi orada hazırlıyorum.  Akşam yemeğini yiyorum, saat 9 – 10 oluyor, aklıma bir melodi geliyor, onu hemen kaydediyorum. Sonra içim rahat durmuyor, stüdyoya çıkıyorum. Şuna bir ritmle bakayım diyorum. O ritme bakma seansı akşam 10dan sabah 8’e kadar sürüyor ve bir aranjeye dönüşüyor. Sabah  herkes işe giderken ben, gözlerimin altları çökmüş vaziyette hala o aranjeyle uğraşıyor oluyorum. Bizim bir Fikriye ablamız var, sabah geliyor. Beni o halde görünce korkuyor zaten. Anlıyor ki sabaha kadar çalışmışım. Bazen bir sonraki akşama kadar da sürebiliyor ve o aranje bitiyor. Üstünden iki gün geçiyor, dinliyorum  ve bazı  kızımlarını değiştiriyorum. Yani benim aklıma gelen her melodi bir prodüksiyona dönüşebiliyor. 8 ay sonra bir bakıyorum bilgisayarıma 15-16 tane deneme şarkı var.  Kiminin nakaratı kiminin A – B’si var. E bunlar birikince de seçmesi zor oluyor. Sonra da bir albüme 25 şarkı yapıyorsun, onlara da 2 -3 aranje yapınca 60 şarkı falan çıkıyor. Dolayısıyla kafayı yiyorsunJ

Bu albümde söz ve müziği sana ait olan şarkılardan seni en çok uğraştıranı hangisiydi?

Koymadığım var daha bitemedi. 2008in sonundan  beri uğraştığım bir şarkı. İlk önce bir gitarla başladı ve bir sene öyle gitti. Gitarlı versiyonları bitti, aranjeleri yaptım. Türkiye’de canlıları çaldırdım, beğenmedim Amerika’da canlıları çaldırdım. Sonra 3 – 4 tane akor değiştirmek istedim ve o canlıları bir daha çaldırdım. Hatta Amerika’da gitarist arkadaş “bunu çalmıştık” falan yazmaya başladı. Ben de dedim ki “ne zaman içimde sinerse o zaman tamamdır”. O zaman saygı gösterdi. Ve o şarkı hala bitmedi. Şu anda akorları komple değişti mesela.

* * * * *


Bu ara R & B’ye merak sardığın için mi “Teslim Al” ve “Oyna” da yabancı rap vokaller kullandın?

“Oyna”yı bestelerken rap kısmı yoktu. Baktım parça R & B gidiyor. Bir iki cümle geldi içimden. Bana hep politikayla ilgili sorular sorarlar. Ben de röportajlarımda diyemediğim şeyleri şarkıda dedim. “Politikalardan anlamam ben, sevgiyi bilirim en derinden” diye başlıyor. “Teslim Al”da da Londra’da mix yaparken içeri 2 m boyunda biri girdi. Biz şarkıyı çalarken adam çok beğendi, hangi dilde olduğunu falan sordu. Adama arkada kendince takılmış ve bişeyler yazmış. Ben o kısmı enstrümantel bırakacaktım.  Biz orada mixi dinlerken o arkada söylemeye başladı. Girdi okudu ve biz de beğendik. Klipteki 2 metrelik arkadaş da odur.

GÖKHAN ÖZENRap bölümlerden çok hoşlanmadığımı söyleyeyim sana. Rapsiz versiyonları olsa onları tercih ederdim.

Bazı radyolara da rapsiz gönderdik zaten. Beğenmeyenler ya da yakın hissetmeyenler olabilir diye o versiyonu da dağıttık. Radyolar kendileri kestiğinde bazen şarkının bütünlüğü bozulabiliyor. Zevkler ve renkler tartışılmaz tabi. Ama denemelerim devam edecek. Bazen “şu şarkını beğenmedim” diyorlar. Ben de “iyi ki söyledin” diyorum. Çünkü eleştirilmeyi çok seviyorum. Eleştirildikçe bir üst basamağa geçebileceğimi düşünüyorum. Yoksa at gözlüğünü tak, sadece kendi beğendiklerini yap, böyle bir yaşantı yok.

Sezen Aksu’nun şarkısına dönelim… Ne eskilerden bir şarkısını ne de sıfır bir şarkısını seçtin. Gittin O’nun en kişisel albümlerinden birindeki Hrant Dink için yapılan “Güvercin”i seçtin.

Ben Sezen aksu’dan bu şarkıyı birkaç sene önce radyoda duydum ve bayıldım. Hrant Dink için de yazıldığını da bilmiyordum, şarkının misyonunun başka olduğundan haberdar değildim. Sonra şarkıyı söylemeye başladım, şarkı yavaş yavaş benim olmaya başladı. Hikayesini öğrenince içine daha da girdim.  Sonra Sezen Aksu hiçbir ücret talep etmeden “senin müzisyenliğine ve yorumuna güveniyorum Gökhan” diyerek şarkısını bana emanet etti. Ben bu şarkıyı bir aşk şarkısı gibi yorumlamak istediğimi de O’na söyledim bu arada. Ben “Güvercin”i dinlerken söylerken aşk şarkısı gibi hissediyorum.

Senin bu şarkıyı söylediğini duyduğumda daha dinlemeden nakaratta senin sesini duydum. “Doğru bir seçim olmuş” dedim.

Gerçekten de öyle oldu. A’sı ve B’si benim müziğimden daha uzaktır ama sanki nakaratı benim bestemdir. Şu sözü bana verseler ben de bu nakaratı böyle bestelerdim herhalde dedim.

* * * * *


Bir dönem daha çok insana şarkı veriyordun, hele ki “Universal” döneminde. Son dönemde neredeyse hiç görmüyorum.  Bu senin seçimin mi?

Evet benim seçimim. Ben zor bir insanım. Şarkılar benim canımın bir parçası. Onlara çok ticari bakamıyorum. Gerçekten iyi yorumlayacağını düşündüğüm birileri çıkarsa elbette verebilirim. İsim için bir şarkı yapmayı tercih ederim. Kişiyi tanıyıp felsefesini anlarsam tam da ona göre bir şarkı yapabilirim.  “Al sen de bunu oku” diye hazır bir şarkı vermeyi sevmiyorum.

GÖKHAN ÖZENBir gün  o şarkıları senden duyma ihtimalimiz var mı?

Şarkılar çoğalırsa elbet olabilir.

“Başka” albümüyle müzikte 10. Yılını kutluyorsun. 10 yıl öncesine dönsek şimdiki Gökhan o zaman ki yolun başındaki Gökhan’a ne derdi?

“Sakin ol” derdi. Çünkü ben yapı olarak çok hiperaktifimdir. Hala öyleyim ama yıllar içinde daha da sakinleşiyorsun ister istemez. İstediğin her şey olacak, sakil ol derdim evet.

Kendi şarkılarını yapan, söyleyen, aranje yapan, klip çeken adamın bundan sonraki yeni adımı ne olacak?

Son 3 – 4 senedir televizyonda yapımcılıkla ilgilenmeye başladım. Kendime bir ekip kurdum. Önce “yapabilir miyiz” diye başladı, sonra baktım gerçeğe dönen şeyler var, tamamdır dedim. Ben genelde stüdyoda yalnız çalışırım. Burada ise bir ekip var, bunu da çok sevdim. Belki sinema ve televizyonla ilgili yeni şeyler yaparım. Klip yönetmenliği olayını da başka boyuta taşıyabilir miyim diye düşünüyorum. Ama müzik ilk aşkımdır hala.


Ahmet Kamil TAŞKIN


Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Son Güncelleme ( Salı, 21 Aralık 2010 11:50 )
 

Yorumlar  

 
+1 #1 2010-12-21 14:23
:) GÖKHAN ÖZEN :)
Alıntı
 
 
0 #2 2011-02-09 10:13
Çok başarılı bir ropörtaj olmuş tebrikler ..
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile