Aydan Kaya’nın yeni albümü ‘’Adım Adım’’ Dokuzsekiz Müzik etiketi ile raflarda yerini aldı. Geçen sendromda da bahsettiğim gibi albümün en büyük sürprizi Chris de Burgh.
Aydan Kaya kendisi ile İngiltere de bir araya geliyor ve ‘’Footsteps’’ isimli şarkısını Türkçe - İngilizce birlikte seslendiriyor. Londra Senfoni Orkestrası, Erkan Oğur, Erdem Sökmen, Gündem Yaylı Grubu başta olmak üzere birçok değerli müzisyen de şarkıya eşlik ediyor, bir hayli zengin bir sunum ve başarılı bir yorum. Albümün iki cover şarkısı var ki ‘’Zalim’’ ve ‘’Avuçlarım Kanıyor’’, bu şarkılardan artık içimize fenalık gelmiş olsa da düzenlemeleri ile dikkatleri çekmiyor değil. Albümde ayrıca Soner Sarıkabadayı, Fettah Can, Özgür Buldum, Ayla Çelik çalışmaları dinliyoruz. Albümün en güzel şarkısı kesinlikle ‘’Aşk Çıkmazı’’. Özgür Gökberi sözleri, Nader Nour bestesi bu çalışma önümüzdeki günlerde birçok ismin repertuarında yer alırsa şaşırmamalı. Albümün kapak fotoğraflarını Mehmet Turgut, ‘’Çıra’’ya çekilen ilk klibi ise Bedran Güzel çekmiş. Aydan yılın ilk başarılı pop albümlerinden birine imzasını atmayı başarmış bence, yola doğru devam. ***
Haberi gelen pop albümlerden biri de Günce Koral’a ait. Uzun bir aradan sonra yayınladığı yeni albümü Seyhan Müzik etiketi imzalı. ‘’Hayat Aşktan Geçer’’ ismini verdiği albümünde dokuz yeni şarkı bir de remix yer alıyor. Çağlar Yerlikaya, Evrim Dökme, Sadettin Dayıoğlu, Nail Evrim Doğ söz ve bestelerinin yanında kendi eserlerine de yer veriyor. Albüme adını veren şarkı yani Yerlikaya - Günce ortaklığı çok başarılı. Yine devamında dinlediğimiz ‘’Masal Bitti’’ ve ‘’Koz’’ albümün öne çıkan şarkıları arasında ki bu şarkıların imzası Evrim Dökme bir önceki albümünde de bir şarkısı ile yer almıştı Günce’nin. Ama kabul etmek gerekir ki ‘’Su’’ başarılı bir çalışma olmamıştı, çıkış noktasından devam edememişti Günce. Bu albümde onu neler bekleyecek göreceğiz ama bir gerçek ki sağlıklı bir vokal, müziğe yakışan bir isim. Bu arada an itibari ile başka önerebileceğim bir albüm yok ama bu hafta bizi Göksel’in ve Kolpa’nın yeni çalışması bekliyor, ayrıca sürprizler de olursa kabul etmez değiliz hani :)
+
İlk albümü 2006 yılında yayınlanmıştı Behçet’in ki kartonetinde aramızdan erken ayrılan dostlarına da özel bir teşekkürü vardı. Şimdi onların yanında başarılı müzisyen. Huzur ve şarkılar içinde uyusun.
Eurovision Sendromu:
Geçen hafta Pazartesi günü nihayet temsilcimiz açıklandı. Bildiğiniz üzere bu sene ülkemizi Can Bonomo temsil edecek. Yılın son sendromunda yılın en iyi albümlerini açıkladığımda ilk on içinde yer almıştı kendisi, ben ilk albümüne inanmıştım ve bütün bir sene keyifle dinlemiştim, hakkını yememek lazım. Doğrusu Can Bonomo ismi hepimize büyük bir şok etkisi yarattı ama adıma ben bu şoktan mutlu ayrıldım, çünkü bahsi geçen isimler adına kaygılarım vardı ya da onların temsil etmesini istemiyordum yarışmada. Asıl sorun işte burada başlıyor, bu seçimlere haklı olarak itirazlar var ki yıllardır bunu her Eurovision sürecinde ben de dile getiriyorum. Burada genel olarak bakılınca kritik ne anlamak çok zor. Örneğin neden eskisi gibi bir yarışma yapılmıyor, şarkılarımızı dinleyemiyoruz, ama biz ama jüri oyları ile bir birinci seçilmiyor anlayamıyorum, anlayamıyoruz. Bizi yani ülkemizi temsil eden bir şarkı tamamen birilerinin inisiyatifinde ve bu çok saçma. Geçen sene Yüksek Sadakat’in şarkısını sevmemiştim ben, bu sene Bonomo’nun şarkısını da sevmeyenler olacaktır. Bir kere burada sesler doğal olarak yükselecektir, bu durumun acilen önüne geçilmesi şarttır. Bu durumda hem sanatçı hem de biz Eurovision fanları - takipçileri derin bir nefes alacaktır.
Yine tekrarlıyorum; her kafadan ses çıkıyor, çıkacak, kendisini dinlemeyen insanlar bile söz sahibi olacak, atıp tutacak belki ama ben Bonomo’ya inanıyorum. Kaldı ki artık bir ikinci birincilik bekliyor gibi bir heyecanım yok ayrı, doğru temsil edilsin, o gece ekran karşısında eğlenelim, başarı ile ayrılalım yeter. Örneğin ben yarışmada kaç yıldır birinci olan şarkılarla ilgilenemiyorum ama nerede ortalarda ya da nerede sonlarda olan bir şarkı var, mesela bunları kazanabiliyorum. Bu anlamda bir liste sunacak ve yanlarına kaçıncı olduklarını da ekleyeceğim, kaçında hemfikir oluruz bilemem ama demek istediğim birinciliğin çok şey olmadığı bir yarışma bu, ikincinin ya da üçüncünün bile bir anlamı yok, bir süre öncesine kadar en azından direk finalde yarışıyordun ama onu da elinden aldılar insanların. Biraz bencil bir yarışma bu, kurucu ülkelerinin diğer ülkelere haksızlık geçtiği ve sanki alay ettiği bir seremoni. Daha çok konuşacağız, daha çok kritik yapacağız ama en azından şimdilik şarkımız açıklanana kadar biraz da olsa susalım derim, ne dersiniz?
Dünden Bugüne Keşfetmeniz Gereken 10 Eurovision Şarkısı:
- 1990 - Yugoslavia / Tajci – Hajde da Ludujemo (Derece 7.) - 1999 - Crotia / Doris Dragovic – Maria Magdalena (Derece 4.) - 2005 - Albania / Ledina Celo - Tomorrow I Go (Derece 16.) - 2006 - Greece / Anna Vissi – Everything (Derece 9.) - 2007 - Finland / Hanna Pakarinen - Leave Me Alone (Derece 17.) - 2008 - İsrael / Boaz Ma'uda - The Fire in Your Eyes (Derece 9.) - 2009 - Russia / Anastasiya Prikhodko – Mamo (Derece 11.) - 2010 - Armenia / Eva Rivas – Apricot Stone (Derece 7.) - 2011 - Greece / Loukas Giorkas feat. Stereo Mike - Watch My Dance (Derece:7.) - 2011 - Hungary / Kati Wolf - What About My Dreams (Derece 22.) (devam edecek)
Konser Konser Gezmeler:
Event Fabric imzası ‘’Solo Performans Geceleri’’ Hayal Bistro’da kaldığı yerden devam ediyor. Geçtiğimiz ay ilk konserini izlediğimiz ve bir hayli de keyifli ayrıldığımız Fırat Tanış bu Cuma yeniden sahnede olacak. Şu an için bir albüm yayınlama gibi bir düşüncesi yok Tanış’ın zira önümüzdeki günlerde yepyeni bir dizi projesi içinde olduğunu biliyoruz. O yüzden onu ve şarkılarını bir süre konserlerde dinlemekle yetineceğiz. Cuma günü saat 22:00 diyelim ve yerimizi alalım keyifli bir ziyafet için ve hatırlatalım, bu konserinde sürprizleri de olacak. ***
Bir gün sonra yine aynı mekanda yine bu imza altında bir başka özel isim sahnede olacak. Geçtiğimiz günlerde Kalan Müzik etiketi ile ‘’Aşk Mevsimi’’ isimli albümünü yayınlayan Dilek Türkan’ı uzun bir zaman sonra ilk kez dinlemek için geri sayıma başladım bile. Bir döneme damga vuran, ancak uzun süre boyunca kimsesiz, sade bir köşede unutulmaya bırakılmış, ara ara ortaya çıkmış, unutulmaya çalışıldıkça belki de unutulamamış şarkılar ve tangolarla buluşacağımız bu benzersiz geceden de mazi kalbimizde bir yara olarak ayrılacağız o kesin. ***
Aynı gün çok özel bir ses yine çok özel bir performansla bu kez Nardis’te sahnede olacak. Daha önceki yazılarda da bahsettiğim ve dinlemenizi kesinlikle tavsiye ettiğim Dilek Sert Erdoğan caz, soul ve funk şarkılardan oluşan repertuarı ile kendisini dinlemeye gelenlere keyifli dakikalar yaşatacak. Üstelik sahnede kendisine son dönemlerde adı ile sık sık karşılaştığımız ve geçen yılın en başarılı albümlerinden birinin imzası olan Bilal Karaman eşlik edecek. 22:30 programın başlama saati, koşa koşa gitmeli, coşa coşa dinlemeli bu ziyafeti.
Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:
Haftanın Kitabı: Deniz Durukan - Fahriye Abla’dan Çanakkaleli Melahat’a Türk Şiirinde Kadın İmgesi
Deniz Durukan’a dair hayatın birçok rengi ayrı saklanılabilir, ben öyle yapıyorum ve onun dünyasını çok seviyorum. Yeni kitabı Everest etiketi ile buluşur buluşmaz yanında aldım soluğu ve kitabın ilk imzasını da ben almış oldum böylece, umarım uğurlu gelirim. Durukan bu yeni çalışmasını yirmi kadın şairle birlikte hazırlıyor. Modern Türk şiirini temsil eden ve şiirleri incelenen şairlerin hepsi erkek. Ahmet Haşim, Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Ece Ayhan başta birçok önemli şairimizin yaşadıkları dönemler içinde kadınlara bakış açıları, yorumları incelenirken dünden bugüne de seçilen isimlerle bir tür sürece de tanıklık ediyoruz. Keyifle okuyacağınız, okurken de gelinen noktanın farkına varacağınız bir çalışma. Tüm raflarda.
Haftanın Filmi: Zenne
‘’Zenne’’deki hikayeler Türkiye’nin vicdan meselesidir, bu sebeple herkesi filmi seyretmeye ve tartışmaya davet ediyoruz’’ diyordu ekip ve katılmış olduğu festivallerde topladığı ödüllerin yanına kalpleri de ekliyordu. Yaklaşık üç yıl süren bir çalışmanın ardından vizyona giren M.Caner Alper ve Mehmet Binay’ın bu ilk uzun metrajlı filmin hikayesi aslında zenneler üzerine bir belgesel yapma fikri ile başlamış ama o süreç içinde arkadaşları Ahmet Yıldız’ın cinsel kimliğini açıkladığı için babası tarafından öldürülmesi ile yön değiştirmiş. Muhafazakar bir ailenin çocuğu olan Ahmet, dans kulüplerinde zennelik yapan Can ve ülkemizi ziyarette bulunan Alman fotoğrafçı Daniel’in dostluk hikayesi. Bu hikaye öyle ki o renklerin ardında a slında hep bir hüzün var, o coşku bir yerden sonra gerçeklerle yüz yüze bırakıyor insanı, hiç uzak bir masal değil hayata. Yönetmenlerinin başarısına oyuncularının da performansları eklenince, bunlara dansın, bunlara müziğin o rengi eklenince ortaya çıkan sonuç asla ve asla kimseyi şaşırtmıyor ve belki sonunu bildiğimiz için bitsin bile istemiyorsunuz, orada gözyaşlarınızla buluşacağınızı biliyorsunuz. ‘’Zenne’’ ile buluşun ve lütfen hayatın dürüstlüğü ile de her zaman.
Haftanın Dizisi: Yalan Dünya
Senaryosunu Gülse Birsel’in yazdığı yönetmenliğini Jale Atabey Özberk’in yazdığı ‘’Yalan Dünya’’ isimli yeni TV dizisinin Cuma gecelerinin vazgeçilmezi olacağına inanıyorum. İlk bölümünü keyifle ve kahkahalarla izlediğim dizi, ekibi ve onların karakterleri ile o kadar güçlü ki bu hikaye nereye varacak çok merak ediyorum. Ekibin usta kadrosunda Altan Erkekli, Füsun Demirel, Gönül Ülkü Özcan gibi değerli isimler var. ‘’Avrupa Yakası’’ kadrosundan Gülse Birsel, Hasibe Eren, Sarp Apak, Ömür Arpacı gibi oyuncuların yanına son yıllarda başarılı performansları ile dikkat çeken Nihal Yalçın, Tuna Orhan gibi isimler de dahil edilmiş. Beyaz’ı ve Olgun Şimşek’i de elbette unutmayalım, onlar da dizinin en önemli renkleri. Ama dizide en çok dikkatimi çeken oyuncular Bartu Küçükçağlayan, İrem Sak, Gupse Onay ki kendilerine dikkat edelim, bu dizi ile çok büyük bir çıkış yakalayacaklar, oyunculuklarına bittim. Kanal D ekranlarında yayınlanan bu dizinin yine unutulmayacak, hafızalardan çıkmayacak çok sahnesine tanıklık edeceğimizi düşünüyorum; haydi buyrun Cihangir’e.
Soğuk bir Pazartesi ama sımsıcak olalım biz, iyi haftalar.
Kadri Karahan
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
www.kadrikarahan.net
|