Hesabınız yok mu?
Uye Girisi
SERTAB'LA "CİKLEŞMEK" (CİK CİKİ CİK CİK) -2. BÖLÜM
Yazar Yavuz Hakan Tok    Perşembe, 15 Temmuz 2010 23:04    PDF Yazdır E-posta

YAVUZ HAKAN TOKAlbümün adı, aslında çok alacalı bulacalı bir kapağı da kaldırırdı; oysa tam tersine çok sade, minimalist bir tasarım yapılmış. Burak Ertaş imzalı fotoğraflarında Sertab çok güzel görünüyor. Müzikte duruşunu ve tecrübesini tescilletmişliğin ifadesi ilk bakışta hissediliyor ve güzelliği de en çok buradan geliyor. “Lal”in kapağındaki kırmızı güller, “Sertab Gibi”nin siyah, metal gülü ve “Bu Böyle” klipindeki gül yapraklarından sonra “Rengarenk”in kartonetini de güller süslüyor. Bu, devamlılık adına kasıtlı kullanılan bir “leitmotiv” midir, yoksa tamamen tesadüf müdür onu bilemiyor, ama olsun yine de beğeniyoruz.

Çok klişe biliyorum ama albüm, “albüme adını veren” şarkıyla açılıyor: “Rengarenk”. Bu aralar bütün hareketli şarkılar ya “club”, ya oryantal, ya da ikisi birden malum. Üstüne bir de “magazin dergilerinde gördüğü sosyetiklere özenmiş mahalle kızı” jargonuyla sevgiliye verip veriştiren, hakaretamiz sözler yazılmış ve bir de o sözler sesli harfleri çeke uzata söylenmişse, o şarkı artık havada karada yaza damgasını vuruyor. Ne var ki, şarkı yazarları, şarkıcılar ve dahi prodüktörler bu yaza damgasını vurma meselesini bir hırsa dönüştürdükçe, yaz sıcağında çöpler daha çabuk ve daha ağır kokuyor. “Rengarenk” hareketli bir şarkı. Bereket ki yaza damgasını vurma gibi bir iddiası yok. Zaten ne oryantal, ne de “club”. Bildiğiniz Hint müziği!

SERTAB ERENERHerkesin bildiği gibi, bu şarkı aslında 2008 yılı yapımı “Slumdog Millionaire” filminin “soundtrack” şarkılarından biri. Bizim memlekette önce Sibel Can, şarkının ana temasını bambaşka bir şarkıya monte ederek (“Kıskıvrak”) kullandı, ne ki şarkı asıl “Aşk-ı Memnu” dizisinin final bölümünde kullanılınca pek popüler oldu.

Hint şarkıları ritim ve melodik yapı olarak bizim havalara çok benzer ama dünya üzerinde bilinen hiçbir şarkı kalıbına uymayan değişik bir akışları, trafikleri vardır. Bir Hint şarkısı dinlerken nasıl başlar, nereye gider, oradan nereye döner ve nerede nasıl biter, kolay kestiremezsiniz. Bundandır ki “Avaramu” dışında Türkçe söz yazılmış Hint şarkısı yok denecek kadar azdır. Çünkü ilk bakışta çok sempatik gelse de, kulağımıza çok terstir Hint şarkıları. Orijinalini dinlediğinizde “Ringa Ringa”nın da aynen öyle olduğu görülüyor. Ama Sertab, Ceceli ile birlikte şarkıyı gayet güzel kesip biçmiş, çapaklarını temizlemiş ve Türk pop kalıplarına uygun bir hale getirmiş. Nil Karaibrahimgil’in eğlenceli sözleri de tuzu biberi olmuş. Bir “Kumsalda” olur mu? Hayır, olmaz; ama “Rengarenk” hem albümü, hem de dinleyenin içini açıyor ve albümün kalanı için merak uyandırıyor.

Ve hemen ardından tüm sakinliği ve huzur vericiliği ile “Bir Varmışım Bir Yokmuşum” geliyor. Müzikseverlerin Pinhani’den tanıdığı Sinan Kaynakçı, etkileyiciliğini sadeliğinden alan şarkılarının bir yenisini de Sertab için yazmış ve bu şarkı Sertab’a çok yakışmış. Üstelik daha bu ikinci şarkıda bu albümü diğer Sertab albümlerinden ayıran temel fark da ortaya çıkıyor. Sertab bu defa mesafeli değil, samimi. Kelimelere şarkıcı gibi değil, şarkıların öykülerini anlatır gibi basıyor, sesini öyle kırıp büküyor, azaltıp çoğaltıyor, ısıtıp soğutuyor. Üstelik bu, “Aşk Ölmez” deki ya da “Sen Ağlama”, “Bu Gece Son” gibi son dönem “cover”larındaki gereğinden fazla sakin söyleme kaygılı ama aslında yine de şarkıcı kaygılı tekniğin özenti duran çabası da değil; aksine gayet sahici.

Albümün üçüncü şarkısı, Sertab’ın seslendirdiği üçüncü Soner Sarıkabadayı şarkısı, yani aslında bu albümün de en çok merak edileni. Ucundan kıyısından şarkı yazmaya çabalamış biri olarak itiraf etmeliyim ki, “Yoksa bahçemin eski şanı, sebebi koparılan çiçekler” cümlesini ilk duyduğum an çok ama çok kıskandım. “Keşke ben yazmış olsaydım,” dediklerim arasına birinci sıradan girecek bir cümleydi çünkü. Malum, memleketin tartışmasız en şahane şarkı sözü yazarlarından biri Fikret Şeneş’tir. Fikret Şeneş şarkılarında çoğunlukla gerçekçidir, ayakları çok yere basar, sözünü doğrudan söyler, fazla dolandırmaz. Rahmetli Aysel Gürel ise hep daha şairaneydi. Daha çok yaldızlı, parıltılı kelimelerle süslü cümleler kurmayı sever, tıpkı hayatındaki gibi şarkılarında da ihtişamı hissettirirdi. İşte bu cümlenin ihtişamı da damağımda Aysel Gürel tadı bıraktı. O yazmış olsa kıskanmazdım. Soner yazmıştı, kıskandım. E kıskanmak sevmeye engel değil biliyorsunuz; hatta “seven kıskanır” bile derler.

SERTAB ERENER“Koparılan Çiçekler” aslında “Bu Böyle” ve “Açık Adres”le uyandırılan heyecanın boşa olmadığının da bir kanıtı gibi. Evet, teknik olarak baktığınızda gerek yürüyüşleri, gerekse melodik yapıları çok benzer üç şarkı bunlar. Ama bu benzerlik dahi her birini ayrı ayrı sevmeye mani olmuyor. Bir şarkıyı sevmek için çoğu zaman bir cümlenin yeterli olduğu ve bu üç şarkıda da o “bir cümle”lerden çok sayıda bulunduğu gerçeğini de göz ardı etmiyoruz bu arada.

Sırada çok tanıdık bir Fransızca şarkının Türkçe versiyonu var: “Asla”. “Une Belle Historie”, aslında tıpkı “Ringa Ringa” gibi, bu albüm için çok riskli olabilecek bir şarkı iken, tam tersi olmuş ve artıya dönüşmüş. Ziyadesiyle demode bir şarkıdan bahsediyoruz zira. Üstelik şarkının Fransızca versiyonunun kullanıldığı “Issız Adam” filminin modası geçeli de epey olmuş. Ama gelin görün ki Sertab ve Ceceli şarkıyı öyle bir baştan yaratmışlar ki, yepyeni bir şey çıkmış ortaya. Sinan Kaynakçı’nın sözleri dört dörtlük olmuş. Şarkının yetmişlerde yapılan, üstelik de Nilüfer, Modern Folk Üçlüsü ve Tanju Okan gibi bir şahane ekip tarafından seslendirilen ilk Türkçe versiyonunun sözleri çok zorlar dinleyeni, olmamış, oturmamış gibidir. Ama bu sözler, teknik olarak da, şarkının ruhuna uyumu açısından da kusursuz.    

“Asla”nın ardından, orijinali Fransızca olan bir diğer şarkı daha çıkıyor karşımıza. Fransa’nın sevilen erkek şarkıcılarından Calogero’nun, 2004 yılında yayınlanmış ve çok ses getirmiş “Si Seulement Je Pouvais Lui Manquer” adlı şarkısı, yine Sinan Kaynakçı’nın yazdığı Türkçe sözlerle “Bir Damla Gözlerimde” adını almış ve Sertab’ın kafa sesine çıktığı kısacık bölümü göz ardı edersek, albümün en etkileyici şarkılarından biri olmuş. Fransızca orijinalini dinlediğiniz zaman, düzenleme yapılırken aslına ne kadar sadık kalındığını ve Sinan Kaynakçı’nın Türkçe sözleri ne denli başarıyla şarkıya oturttuğunu açık ve net olarak görmek mümkün.

SERTAB RENERTa 1975 yılından beri “İkimiz Bir Fidanız” diye bildiğimiz şarkının adı bu albümde “İkimiz Bir Fidanın” olmuş. Aslında şarkının sözlerine bakarsanız, doğrusu da bu gibi gözüküyor. Şarkının bu düzenlemesi sanki bir “acapella” grubu için yapılmış gibi, hani ver Voice Male’e ya da uzağa gitme, ver Vokaliz’e söylesin. Çok keyifli, çok eğlenceli o ayrı. Haddizatında pirüpak arabesk bir şarkı olan bu şarkıya Esin Engin’in Tülay Özer için yaptığından daha çarpıcı bir düzenleme yapılabileceğine mümkün değil, inanmazdım. Ama yapılmış ve şahane olmuş.

Demir Demirkan ve Sertab Erener’in ortak yazdığı “Bir Çaresi Bulunur”, “sound” olarak değil belki ama; fikir, tema ve melodik yapı olarak “Sertab Gibi” albümünden çıkıp gelmiş bir şarkıymış hissi verdi bana. Aynı feylesof söylem, aynı olgunluk ve aynı belli belirsiz türkü tadı, toprak kokusu. Çok etkili, çok çarpıcı, umut veren, iyi gelen bir şarkı. Karabasan günlerinde Sertab’ın “Rüya”sının ardından dinlenebilir pekala, rehabilite eden şarkılar “playlist”inde.

Yazımız, kısa bir aradan sonra “bütün hızıyla” devam edecek, bizden ayrılmayın!

DEVAM EDECEK

YAVUZ HAKAN TOK, TEMMUZ 2010, İSTANBUL  

 

 

"Sertab'la 'Cikleşmek'" yazısının 1. bölümünü okumak için tıklayın!

 

Son Güncelleme ( Pazar, 25 Temmuz 2010 22:36 )