Hesabınız yok mu?
Uye Girisi
SEZEN AKSU: ŞARKILARLA BİZE AŞKI ÖĞRETEN DELİ-ŞAHANE KIZ - (ESKİCİ)
Yazar Cüneyt Asi Duru    Perşembe, 07 Ocak 2010 01:52    PDF Yazdır E-posta

CÜNEYT ASİ DURUBu kez sizlere 13 Temmuz’da dünyaya merhaba diyen deli bir kızı anlatacağım. Ruhundaki kırmızıdan, ileride içeceği kırmızı saraptan, şiirlere şarkılara uzanan kırmızı dantel yataktan, günahlarını ve sevaplarını yazdığı yazacağı kırmızı kaplı kitaptan çoğalan kıpkırmızı bir delikız. Onun öyküsü daha doğarken sıradışılığı mesken edinecek tuhaflıkta gelişir.

 

SEZEN AKSU     Bebekliğinden anladığı tek bir şey vardır ki; çığlık atmanın yani şarkı söylemenin baştan çıkarıcı tek yol olduğudur. Bu yüzden dünya denen mecradan geçerken, kendine söz verdiği için bu yolda korkusuzca ilerliyecektir. Bu uzun yolda ilerlerken; oyununu kuralsız oynayarak, az eşyayla hatta tek bir valizle yürüyecektir. O zamandan bildiği ve ısrarla sürdürdüğü az eşyayla yol almak felsefesi onun yaşamsal haz kaynağı olacaktır. Mülkiyet denen duyguyu yok edecek, üzerine zulada bulduğu bir kaç şişe yakut açacak, kalın tonda gitmeli kalmalı, “geri dön”meli, “gidemem”li, “sen ağlama”lı bir ağıt yakıp, kırmızı bir mumun yanında kah kahkaha atacak, kah ağlayacaktır.

     Kızımız deli bir şahane olduğundan ruh spektrumu oldukça geniş olacaktır, az önce söylediğim gibi saniyesinde üzülüp gülebilecek hatta o an ölünüyorsa ölecek ya da o an yaşama sarılması gerekiyorsa yaşamı saçından yakalayacaktır. Çünkü o her daim düş bahçelerinde oturacak kendi bahçesinden elde ettiği mahsüllerini insanlara sunacaktır. İnsanlara hizmette kusur etmemeye çalışacak, şarkı söylerken insanları tenlerinden yakalayıp saracak, masumiyete göz kırpacak, günaha, gühahsızlığa aynı oranda yakın duracak, hayatının içinden bir kaç şarkı bir kaç şiir bir kaç roman geçirebilenleri daha çok sevecek, aşklarını ölümcül öpecektir. Çünkü deliSEZEN denen bu kadın aşk için ölmeli aşk o zaman aşk diyerek memleketimiz insanlarına aşkın delice ölümcül olduğunu anlatanlardan olacaktır.

   SEZEN AKSU Anadilinin aşk olduğunu yıllar geçtikçe daha iyi anlayacaktır. Aşktan bazen yara bere alan sesine hüzün boyutunun şiddetini daha da çoğalttığı için şarkı söylemeye farklı bir vokalle devam edecektir. Gerçek hayranları sesindeki yarayla şarkı soylerken ki halini daha çok seveceğinden dolayı; bazen dost meclisinde, bazen de çok özel anlarında bir şişe yakutu kafasına dikerek şarkının özüne girecek yer yer bedenine elleriyle vuracak tara ra rar rara tay ray diye nara atacaktır. 

    Risk alanları çok sevdiğinden; kendi atacağı her adımda cesur olacaktır. Denenmemiş farklı melodilerle şiirlerini süsleyecek, deli çeyizinden her sene ayrı tadda, ayrı lezzette şarkılar sunacaktır. Kendiyle dalga geçmesini de hiç kimseye fırsat vermeden çok iyi bilecek, bu yüzden en matrak kadın statüsünde hep ilk akla gelenlerden olacaktır. Şöhret denen şeye dil çıkartıp, nanik yapıp bazen onla uğraşıp, kimi zamanda onu çileden çıkartacaktır. Kimi zamansa sırf kendini çevresini denemek için, şöhrete teslim gibi durup, kafasına üzümlerle süslü yeşil bir şapka takıp, kırmızı mini elbisesi, kendi tasarımı yüksek ökçeli ayakkabılarıyla gövde gösterecek, her zaman olduğu gibi cesurca harcadığı enerjisini bir kobay gibi kokusuzca ortaya koyacaktır.

    Olgunluk döneminde bütünün parçası olma hikâyesini çok çok iyi anlayacak, kendine ait kendine has şarkılar yapıp küçüğüm daha çok küçüğüm diyecektir. Gözlerinin arkasını bulmaya, sözlerinin alt yazısını kalp diline çevirmeye yani dileyene satır aralarınıda okutmaya yemin eden deliSEZEN çoğu zamansa acısını öztürkçe okuyacaktır ve “aşktan naber” diyerek “ben anlamam toptan tüfekten, ben anlamam taştan yürekten, akıntıya kürekten” diye seslenecektir.    Vazgeçerken tekrar dönüp öpüp koklamak isteyecek, koklamadan dokunmadan sevemeyeceğini söyleyecek, ayrılığın ölümden beter bir durum olduğunu anlatacaktır.

 SEZEN AKSU    Onno için ‘hayatımın kıymetlisi’ diyerek, “nasıl havalandın bu tufandan hasar almadan bak ben yaralandım, paralandım imkânsıza bağlanmaktan”  derken; “istersen git, git de sereyim yoluna yeni serüvenleri, yakalım gitsin bütün nedenleri” diyerek, “Şimal Yıldızı” adlı şarkısını söyleyecektir. Başka bir şarkısında “azıcıkmışım anladım, görüp, hisettikçe suyun, toprağın, ağacın bilgeliğini bu yüzden yola çıkmalı” diye bitirecektir.

      Sezen denen bu kadın yollara, ana caddelere çıkmanın, çıkıntılık yapmanın doğasına sahip olduğunu hep bilecektir. İzmir’de ailesiyle oturduğu evin duvarlarına daha 10 yaşındayken arkadaşları tarafından “deli Sezen” diye yazılacaktır. Teşhirciliği ona doğarken hediye eden enerjisinin hiç bir zaman yüzünü kara çıkartmayacak olan bu deli kız her dost meclisinde, her sokakta, kaldırımda, kâh dev sahnelerde, kâh küçücük akustik mekanlarda teshirciliğini konuşturacaktır. Yıllar önce götürüldüğü çocuk doktoru; “Beden küçük can büyük, o yüzden böyle” diyerek hiperaktif bir çocuk olduğunu ailesine boşuna anlatmayacaktır. Memleketimizin görüp görebileceği en üretken şarkıcılarından biri olan minik Sezen’nin ilk ruhsal tespitini işte bu çocuk doktoru yapacaktır. Annesinin onunla ilgili tespiti ise insan arsızı oluşudur, küçük deliSEZEN daha o zamanlardan bu zamanlara, insana doymak bilmez. Klan halinde yaşamayı sever, eski aile modellerine âşıktır. Orta sınıf ahlakından geldiğini çok iyi bilir. Hayatın çok sert olduğunu ancak şarkı yazarak, beste yaparak bu sertliği yumuşatmak gerektiğini her fırsatta söyler.

      Meslek hanesinde söz yazarı, besteci, şarkıcı yazsa da,  o yaptığı iş için sadece “hayat tamirciliği” der. Şeytanın da, meleğin de aslında insandan yana olduğunu  bu yüzden günah denen günahsızlık denen yargıları toplumsal yaptırımları uçurmak,  bırakmak derdindedir.

     O Sezen Aksu’dur bol aşklı, tek çocuklu, deli, ozan, karizmatik, ziyadesiyle mistik, dokunmatik, şiirsel, komik, çıkıntı, fırlama, duyarlı, vefalı, sulugöz, seksi, küçük, sahici, şeker, muzip, İzmirli, sevgili, kız çocuğu, egzantrik, akılcı, radikal, doğal, zeki, hayalci, tutkulu, şahane.

    SEZEN AKSUHem feminen hem maskülen olabilecek kadar bol hücrelilidir; bazen telefonda sesini kalınlaştırarak en samimi dostlarını erkek sesi çıkartarak kandırır ve der ki “benim içimde bir de Sezai var. Siz Sezen’i görüyorsunuz ama Sezai de arada sırada konuşmak istiyor, bazen Sezai’nin duygularıyla da şarkımı yazarım” der. Belki de bu yüzden kadınlar tarafından daha çok sevilir. Tüm hücresiyle anaerkildir. Dostu, aynı zamanda çalışma arkadaşlarından Üstün Barışta ise Sezen’in kadınlar tarafından daha çok sevilmesiyle ilgili olarak; Anadolu’nun ana tanrıçasıyla oluşan geleneğin onunla devam ettiğini ve Sezen’in ilk doğumunun Çatalhöyük’de olabileceğini söyler. “Bu yüzden herkes onu seviyor ama kadınlar başta” der.

     Hayatın düğün ve cenaze olduğunu çok iyi bilir. Yaşamına giren herkesin kıymetini bildiğini sık sık söyleyecektir. Dost arkadaş konusunda çok şanslı

oldugunu, iyi bir eş degil ama çok iyi bir aşık olduğununda altını her fırsatta çizerek benden eş meş değil, çok iyi sevgili olur diyecektir....

                                                                                                                   Cüneyt Asi Duru

Yazının 2. bölümünü okumak için tıklayın!

Son Güncelleme ( Pazartesi, 25 Ocak 2010 19:59 )
 

Yorumlar  

 
+1 #1 2010-01-07 21:45
Sevgili Cüyet, eline sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Devamını merakla bekliyoruz
Alıntı
 
 
-1 #2 2010-01-12 14:08
gerçekten süper ßi yazı olmuş yüreğine sağLık
Alıntı
 
 
+1 #3 2010-02-06 01:42
çok iyi bir müzik arşivine ve bilgisine sahip olduğunu bilmekteyiz, takip ettiğimiz kadarıyla. ayrıca sezen hayranlığını da hepimizde olduğu gibi başgöz etmeden geçmeyelim. güzel bir yazı dizisi olmuş. bir zamanlar yahoo groups da paylaştığın tüm güzellikler için de tekrar teşekkürler... sezen hayranları adına...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile